Ecdada Saygı Böyle Mi Olmalı?
Reklam
Ali Avgın

Ali Avgın

Gözlem

Ecdada Saygı Böyle Mi Olmalı?

12 Aralık 2018 - 02:10

GEBELOĞLU CAMİ KURTARILMAYI BEKLİYOR

Burası, Suriye’de, Irak’ta, İşit’in bombaladığı camilerden biri değil; burası, dindar kimliğiyle bilinen Kahramanmaraş’ta 1937 yılında tek parti döneminde, şahıslara satıldıktan sonra eve dönüştürülmüş, seksen yıl ev olarak kullanıldıktan sonra, geçtiğimiz yıl yıkılıp yerine apartman yapılacakken, bir kısım duyarlı vatandaşımızın karşı çıkmasıyla yıkımı durdurulmuş, Yürükselim Mahallemizde, üçyüz yıllık bir geçmişi olan, ecdat yadigarı Gebeloğlu Cami ve Tekkesi’nin son halidir.


Bu ıssız âşiyanlar bir zaman candan muazzedi;

Bu damlar böyle baykuş seslerinden çın çın ötmezdi.

(Mehmet Akif Ersoy)

CAMİ EVE DÖNÜŞMÜŞ, MİHRABINI YIKIP KAPI AÇMIŞLAR

Gebeloğlu Cami ve Dergâh’ı satın alan şahıslar, Cami’nin duvarlarındaki hat yazılarının üzerlerine sıva çektirip kapatmışlar. Mihrabı yıkıp sokağa kapı açmışlar. Caminin içini bölüp, banyo mutfak yapmışlar. Meydan-ı şerifi ise, dışa açılan ferah pencerelerini kullanarak salona dönüştürmüşler. Tam seksen yıl ev olarak kullanmışlardır. Cami’inin geniş avlulusunda, külliye niteliğindeki bahçesineki dergah hücrelerinin yerine de ayrıca betonarme ev yaptırmışlar.

HALK SAHİPLENDİ, YIKIMI ÖNLENDİ

Ta ki mülk sahibinin geçtiğimiz yıl bu yapıları yıktırıp yerine apartman yapmak için inşaat tabelası asana dek bu böyle devam etti. Mülk sahibi, vakıf malı bu alana apartman yapmak için, avludaki betonaeme evi yıktırmış ve dozerler Cami kısmına saldırdığı esnada, halk sahiplenerek ecdat yadigarı cami ve dergahı korumaya çalışmışlardır.


SEKSEN YIL SONRA KÜLTÜR VARLIĞI OLARAK TESCİLLENDİ

Konu, tarihimize duyarlı vatandaşlarca Gaziantep Kültür Varlıkları Koruma Bölge Müdürlüğüne intikal ettirilmiş, ilgili kurumun 30,06,2017 tarih ve 2301 tarih numaralı yazılarıyla, Gebeloğlu Cami ve Dergâhı’nın  tescil edilerek kültür mirasımıza kazandırılması amaçlandırılmıştır.  Söz konusu yazıda:    

“Halk arasında Gebeloğlu Cami ve Dergâhı olarak bilinen taşınmazın Gaziantep Bölge Kurulu Müdürlüğü Uzmanlarınca hazırlanan rapor ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda 2863 sayılı Kanunun 6. Maddesi kapsamında değerlendirilerek tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleri taşıması nedeni ile aynı yasanın 7. Maddesi gereği Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tesciline,” Diye kararı alınmış ve  tapu kayıtlarına “I.Grup Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak şerh düşürülmesi istenmiştir.

KORUMA KURULU, “İVEDİLİKLE PROJE ÇALIŞMASI YAPMASINI” İSTEMİŞTİ

Gaziantep Kültür Varlıkları Koruma Kurulu kararında şunlar da yazıyordu “ I. Grup Yapı” olarak belirlenmesine, yapının son derece yıpranmış olduğu göz önüne alınarak gerekli güvenlik önlemlerinin ilgili Belediyesi ve mal sahibince alınması gerektiğine, korunması ve geleceğe taşınabilmesi için ivedilikle proje çalışmalarının yapılmasına, kapsamlı bir sanat tarihi raporunun hazırlanmasına, Yasanın 8. Maddesi gereği, taşınmaza yönelik Koruma Alanının ivedilikle belirlenerek Kurulumuza getirilmesine” kararı da almıştı.

MAHALLENİN KORKULU RÜYASI HALİNE GELDİ

Karar 30.06.2017 tarihinde yazılmıştı. Aradan geçen iki yıla yakın bir zaman geçmiş, zaten yıpranmış binanın çatısı bu zaman zarfında çökmüştür. Metruk halde bırakılan yapı şimdilerde mahallenin korkulu rüyası olmuştur. Kapı ve pencereleri, yolgeçen hanı gibi açıktır. Kötü niyetli kişilerin barınağı haline gelmiştir.


AKIBETİNİ MERAK EDİYORUZ

Burası, Koruma Kurulu kararı ile “I.Grup Yapı” statüsüne geçtiğine göre; “korunması ve geleceğe taşınması için, ivedilikle proje çalışması yapılmasına” dair karar alınmış iken;

  • Üzerinden iki yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen, ilgili kurumlarımız neler yapmışlardır?
  • Koruma Kurulu bura ile ilgili nasıl bir proje hazırlamışlardır?
  • Bu proje, Gaziantep Koruma Kurulu’nun insiyatifine mi bırakılacak?
  • Eğer proje yapılmışsa ne zaman hayata geçireceklerdir?

Bu suallerin cevabını çok merak ediyoruz.

DİVAN ŞAİRİ GEBELİZÂDE RAHMİ BU DERGÂHIN MENSUBU

Gebelizâde Rahmî, bu dergahta yetişmiş, Mescide ismini veren aileye mensup bir tasavvuf âlimidir. XIX asır Maraşlı divan şairlerindendir. Şiirlerinde Rahmî mahlasını kullanmıştır.  Yrd.Doç.Dr.Lütfi ALICI ve Arş. Gör. Gülcan ALICI, “Çelebi-Zâde Ali İlmî ve Gebeli-Zâde Rahmî” ismiyle hazırladıkları kitapta, Rahmi Baba’nın şiirlerinin tahlili yapılmışlardır. Hazret bir şiirinde, sanki olup bitenleri görür gibi; vefasızlara, kadir kıymet bilmezlere sitem ediyordu:

Sırra çekmiş kendini ehl-i basiret kalmamış

Anladım ki dehrde sahib-i hamiyyet kalmamış

Kankı şeyhin destini bûs eylesem mâdâma ki

Ben keramet umdığım pirlerde himmet kalmamış

Kalmamışdır kim bilen ehl-i kemâlin kadrini

Hükm-i Kur’ana ehadise ita’at kalmamış

Subh u şâm âh eyleyüp feryâd ider bî-çâregân

Kimse yitmez dadına namus-ı gayret kalmamış


SULTAN ABDÜLAZİZ HAN “BERAT-I ŞERİF-İ ALİŞAN” VERMİŞ  

Gebeloğlu ailesi Kahramanmaraş’ta âlim yetiştiren bir ailedir. Padişah Abdulaziz Han, tarafından ”Nişan-ı Şerif-i âlişan” fermanı verilmiştir. Ailenin elinde, Osmanlı döneminden kalma neredeyse üçyüz yıllık padişah beratları mevcuttur.

TEKKE’NİN SON DÖNEM TASAVVUF BÜYÜĞÜ “OSMAN EFENDİ”

Seyyit Mazlum Zaviyesi olarakta bilinen Gebeloğlu Tekke’sinin, tasavvufi olarak hangi tarikata mensubiyeti ve meşrebi hakkında net bir bilgimiz olmamakla birlikte, Cehri zikir yapılan dergâhlardan, Nakşi Tekkesi olduğu tahmin edilmektedir.

Dergâhın son dönem tasavvuf büyüğü Gebelizâde Osman Efendi’dir. Daha sonra Osman Efendi’nin oğlu 1905 doğumlu Gebeloğlu Mustafa Efendi’dir. Ailenin ilk olarak Kahramanmaraş’a Buhara’dan geldiği söylenmektedir.  

GEBELOĞLU MUSTAFA EFENDİ’NİN TALEBELERİ ARASINDA HANEFİ MAHÇİÇEK DE VAR

Gebelizâde Osman Efendi den sonra oğlu Mustafa Efendi, dergâhın dini hizmetlerini üslenmiştir. Dergah 1937 yılında Vakıflarca satıldıktan sonra, 1948 yılında Boğazkesen camiinde 15 yıl ve Mağralı Camiinde 2 yıl imamlık yapmıştır. Âlim bir kişi olmasına rağmen, ne hikmettir ki Müftülükçe gerekli yeterlilik verilmememiş, emekli edilmeden açığa alınmıştır.

Mustafa Efendi sıkıntılar içinde 1980 yılında ölünceye kadar evinde dini hizmetine devam etmiştir. Geniş bir kütüphanesi vardır. Kütüphanesinde kendi el yazması Kur’anı Kerim’i de var. Hayatı, düzenli, tertipli, iyi bir çay tiryakisi, enffiye çeken, evine gelen dervişleriyle, ilahi ve kasideler okuyan bir hoca.

Şehrin eşrafından bir çok talebe yetiştirmiş, talebeleri arasında, Onikişubat İlçemiz Belediye Başkanı Hanefi Mahçiçek, Önceki belediye başkanı Mustafa Poyraz, Eshabil Tanrıverdi ve Ejder Kalaycı gibi tanınmış şehir eşrafından kimseler de vardır.  

BU YAPININ KURTARILMASI GEÇMİŞE SAYGI, ECDADA VEFADIR.

Sonuç olarak şehrimizde önemli bir yeri bulunan Gebeloğlu Cami ve Tekke’sinin bir an önce kurtarılması, yeniden amacına uygun olarak tasavvufi hizmetine kaldığı yerden devam ettirilmesi, bu şehrin insanının, tarihine, kültürüne ve bilhassa kendi ecdadına bir VEFA borcu olduğunu düşünüyorum. 

Yazımı Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın Harap Mabet şiiri ile tamamlamak istiyorum.

Vardım eşiğine yüzümü sürdüm,
Etrafını bütün dikenler almış.
Ulu mihrâbında yazılar gördüm,
Kimbilir ne mutlu zamandan kalmış!

Batan güneşlerin ölgün nigâhı
Karartıp bırakmış o kıblegâhı
Mazlum bir ümmetin baht-ı siyahı
Virân kubbesinde gölgeler salmış.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar