Fahri Kurt

Fahri Kurt

Ufuk Çizgisi

Hiddet Şiddet Cinnet Cinayet…(2)

24 Aralık 2017 - 03:02

Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284  numaralı kanunda özellikle kadın ve çocuklara yönelik önleyici ve koruyucu tedbirler alınmıştır. Kanunun 3. Maddesinin 1. Bendinde sayılan, Mülkî amir tarafından verilecek koruyucu tedbir kararları şunlardır:

     “…Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması ve geçici maddi yardım yapılması.

  Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.

  Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.

 Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere, dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.

   Hâkim tarafından verilecek önleyici tedbir kararları ise kanunun 5. Maddesinde şöyle sayılmıştır:

   “…Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

   Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

   Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.

Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.

   Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

  Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

  Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

  Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.

  Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.

   Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması…”

   Kanunun 7. Maddesinde ise; “Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir” denmektedir.

   Aile Koruma kanununa yakından bakıldığı zaman bir kısım maddelerinin, Geleneksel Türk aile yapısına ve anlayışına uygun olmayan hükümler içerdiği açıkça görülecektir. Evin ekonomik, sosyal, siyasal sorunlarını çeken erkeğin yetki ve hâkimiyeti, eşler arasında çıkabilecek tartışmalara ve kavgalara feda edilmiştir. Kadın, eşini sorgusuz sualsiz derhal evden attırmaktadır. Bu hiçbir erkeğin kaldırabileceği bir şey değildir. Kadın poliste, savcıda, mahkemede pozitif ayrımcılığa tabi tutulmaktadır ve her konu da kadın haklıdır, erkek ise potansiyel canidir. Behemehâl cezalandırılmalıdır. Şeklinde kanun tek taraflı uygulanmaktadır. Kadınların her türlü fendine, Şiddet ve hakaretine uğrayan erkekler için ise maalesef bu kanun hükümlerinin uygulandığını söylemek imkânsız.

  Ailede Kimi kimden koruyoruz? Anne babadan çocuklarını, kocadan eşini…Anne babanın koruyamadığı çocukları devlet koruyacak, kocasının koruyamadığı, bakamadığı eşi devlet koruyup, bakacak…Bu ne kadar mümkün?

   Devlet bireyleri eğitmek, sorunlu olanları tedavi etmek, ekonomik sıkıntısı olan ailelere iş-meslek imkânları oluşturmak yerine idari, adli ve polisiye tedbirleri artırmaya yönelmiştir. Avrupa Birliğine girme sevdasıyla onların bize sunduğu aile standartları ile Ata erkil Türk aile yapısının karakteri bozulmuş, erkeğin Kuranda ifade edilen, “erkekler kadınlar üzerine hâkimdir” yani erkeğin “kavvamun” sıfatı ortadan kaldırılarak, erkek ailevi yetkilerinde pasif duruma düşürülmüştür. Bu durum yetkileri elinden alınan erkeği kızdırmaktır. Aileyi koruma kanunun birçok hükümleri yerinde ve isabetlidir.

  Ancak bazı maddeleri evin reisi erkeğin yetkilerini tırpanlayarak, şiddete yöneltecek ve ailenin yıkımına sebep olacak, açık ve zımmi anlamlar ve uygulamalar taşımaktadır. Bu sebeple, aile içi şiddetin ve boşanmaların sebeplerini ilgili kanun hükümlerinde de aramak gerekmektedir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar