Hacı Bilal Şen

Hacı Bilal Şen

İran'da yaşanan olayların temelleri çok farklı!

09 Ocak 2018 - 08:22

Son günlerde İran’da yaşanan olayları daha iyi analiz etmek için 1978’de başlayıp 1979 Ocak ayında ülkeyi terk etmek zorunda kalan Şah Rıza Pehlevi’nin yerini alan Humeyni rejiminin ilk yıllarına kadar gitmek gerekiyor.

Yaşanan gelişmelerin perde arkasını sadece A.B.D ve İsrail’e bağlamak ne kadar doğru değil ise, olayları sadece ekonomik ve etnik kaosa bağlamanın da o derece yanlış bir değerlendirme olacağı kanaatindeyim.

  Şah rejiminin yıkılma gerekçelerini ve Humeyni kontrolüne geçen İran’ın sosyal ve ekonomik adaleti sağlayamamasının nedenleri üzerinde durmak gerekiyor. Bugün yaşanan olayların temelini bu meseleler teşkil etmektedir.

1973 petrol krizi ile petrol fiyatları roket hızı ile yükselmeye başladı. Tabii İran’ın da petrol gelirleri beklenmedik bir şekilde arttı. Bu zenginleşme ile beraber, İran toplumunun göze çarpmayan hastalıkları ve rahatsızlıkları su üstüne vurdu. Petrol gelirlerinin hızla artması İran’ın ekonomik kalkınma hızını yüzde 10 gibi gayet yüksek bir seviyeye çıkardı. İran kısa sürede gelişmiş ülkeler arasındaki yerini alacak gibi görünüyordu. Şah, Amerika’ya milyarlarca dolarlık silah siparişi verdi. İran gözlerini Basra Körfezi’nin tüm hâkimiyetine çevirdi. Bu askeri politika ile beraber, ekonomik kalkınma ve sanayileşmeye de hız verdiği bir gerçektir. 1978 yılına gelindiğinde bu hamle için 50.000’i  Amerikalı 100.000 kadar uzman bulunduruyordu.

Fakat ne var ki, bu kalkınma, çağdaşlaşma ve modernizasyon çabaları, bazı din çevrelerinin tepkisine neden oldu. Bu gelişme İran halkının geleneksel toplum değerlerinden uzaklaşma olarak görüldü. Diğer yandan zenginleşme ile beraber Batı ile ekonomik ve teknolojik yakınlaşmanın bir diğer neticesi de ekonomik alanda kendini gösterdi. Sanayileşme ve şehirleşme kırsaldan kente göçü hızlandırdı. Tarımsal üretim düştü, şehirlerde işsiz kitleler ortaya çıktı. Tarımsal üretimin düşmesi ve paranın bolluğu gıda maddeleri ithalatını hatta lüks tüketim malları ithalatını hızlandırdı. Sadece o bir yılda ithal edilen gıda 2 milyar doları buluyordu. Enflasyon yüzde 35’e çıkmış, kalkınma hızı 3.5 ‘e düşmüştü.

Bu ekonomik sıkıntı ve meselelerin karşısında Şah’ın politikası kendini destekleyenlere her türlü maddi imkân ve refahı sağlamak, kendisinden olmayanları ve karşı gelenleri ise acımasız bir şekilde ezmek idi. Gizli istihbarat teşkilatı SAVAK bu politikanın en korku salan yanı olmuştur.

Bu şartlarda rejime karşı çeşitli muhalif grupların ortaya çıkması tabii bir netice idi. Humeyni Şah’a muhalefeti nedeniyle Irak’ta yaşamakta idi. Kitleler üzerindeki tesiri ne nüfuzu çok büyük idi. Kum şehrinde patlak veren ayaklanmalar Tebriz ve diğer şehirlere de yansıdı. 1978 de hükümet askerleri ve halk arasındaki çarpışmalarda 2.000 kişi hayatını kaybetti. Toplumsal olaylara daha fazla dayanamayan Şah ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. 1 Şubat 1979 günü Humeyni özel bir uçak ile Paris’ten Tahran’a geldiğinde onu 3 milyondan fazla insan karşıladı.

Yeni rejimin müesseselerini kurmaya çalışan Humeyni otoritesinin temini için “devrim muhafızları” adını verdiği ordu birliklerini tesis etti. Ama ne var ki devrim muhafızları halkın korkulu rüyası oldu. Kafalarına göre insanları hapse atmış eski rejim yanlısı olduğu gerekçesiyle uydurma mahkemelerde binlerce insanı idama mahkûm etmişlerdir. Milletlerarası af teşkilatının 1981 raporuna göre 5.150 kişi bu şekilde idam edilmişti.

Şah’ın yerini alan güç aynı şekilde kargaşa çıkarmaya devam ediyordu. Bu kez de Humeyni rejimine karşı gelenler isyanlara başladılar. Bunun dışında İran’da etnik grupların varlığının bu olaylar üzerindeki ağırlığı göz ardı edilemez. Bu etnik grupların başında sayıları 15 milyonu bulan Azeri Türkleri, 4 milyon kadar tahmin edilen Kürtler ile Kuzistan Arapları gelmektedir. 80 milyonu bulan İran’da bu ciddi bir sayıdır. Bu gruplar da bugün özerklik talep etmektedir.

İran’ın komşuları ile bilhassa çoğunluğu sunni olan Arap ülkeleri ile münasebetleri kopuk durumdadır. Humeyni’yi Arap dünyası içinde destekleyenler Suriye, Libya, Güney Yemen gibi sosyalist mahiyetteki rejimler ile Filistin kurtuluş teşkilatıdır. Humeyni’nin daha ilk günde A.B.D düşmanlığını kendisine bayrak yapması, İsrail ile münasebetleri kesmesi müşterek iki düşman kazanmasına yol açtı.

Bugün İran’da yaşananların temelinde Rejim’in, halkı baskı altına alan, özgürlükleri meşrulaştırmak istemeyen bir tutum içinde yer alması, ekonomik ve toplumsal bastırılmışlık, eski-yeni rejim taraftarlarının perde arkası oyunları vardır. Amerika’ya düşen pay da bundan nemalanarak Ortadoğu’da kaybetmek üzere olduğu prestiji tekrar kazanma çabasından başka bir şey değildir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar