Hacı Bilal Şen

Hacı Bilal Şen

Yedikule Zindanlarından Yassı Ada'ya Uzanan Utanç

19 Şubat 2018 - 18:30

20 Şubat 1622 Genç Osman’ın Türk Tarihinde ilk darbe girişimi sonucu tabir caiz ise idam edildiği gündür. Bu tarih vicdanlarda kara bir leke olarak durmaktadır. Tıpkı yakın tarihimizde yaşanan Yassı Ada şehidi Adnan MENDERES’İN akıbeti gibi.

Sultan II. Osman, teamüllerin hâkim olduğu, gelenekçi bir toplumda değişim ve yenileşmeye teşebbüs etme cesareti gösteren ilk padişahtır. Onun dönemi Osmanlı imparatorluğunun Batı karşısında güç kaybetmeye başladığı, oldukça sancılı bir dönemdir. İmparatorluğun bu zor günlerini en yoğun bir şekilde bizzat yaşayan Sultan II. Osman, bu dönemi atlatmanın yolunun değişimden geçtiğini kavramış ve bu amaçla cesur adımlar atmıştır. Atılan bu adımlar, Osmanlı tarihinde ilk defa ortaya çıkan büyük bir ihtilal hareketi ile kesilmiş ve padişah tahtından indirilerek kapatıldığı Yedikule zindanlarında acımasızca katledilmiştir. Sultan İkinci Osman’ın hunharca katledilmesi, Osmanlı tarihinin en dramatik hadiselerinden biri olarak tarihin hafızasına kaydedilmiştir.

Avrupa hâkimiyeti ideallerini gerçekleştirmek amacıyla bizzat ordusunun başında fethe çıkan genç padişah daha ilk seferde derin bir sükût-u hayale uğramıştır. Yeniçeri Ocağı yozlaşmış, manevra kabiliyetini kaybetmiştir. Dahası siyasete ve ticarete bulaşmıştır. Askeri talimi kabul etmemektedir. Asker, askerlik sanatından uzaklaşmıştır. Böyle olmakla beraber, Yeniçeri Ocağı’na yönelik alınması muhtemel tedbirler Ocak tarafından çok sert bir şekilde yüz geri edilmektedir. Bu psikolojik atmosfer Ocağın ıslahını neredeyse imkânsız hale getirmiştir.

Tüm bu acı gerçekler yanında, bir taraftan da genç padişah Avrupa hâkimiyeti idealini yeniden başlatma kararını uygulamaya koymuş, bizzat ordusunun başında sefere çıkmış ve sefer sırasında köhnemiş yapıyı bizzat yerinde teşhis etme imkânına kavuşmuştur. Genç padişah açısından, hayallerini gerçekleştirecek, savaş sanatını bilen disiplinli orduyu oluşturmak artık mutlak ihtiyaçtır. Sonuç olarak askerin talimi kabul etmemesi ve ıslah yönünde atılacak hiçbir adıma yanaşmaması ister istemez yeni bir ordu kurma düşüncesinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu ihtiyaç yüksek kademelerde konuşulmaya başlanmış, halk arasında ise bu durum daha çok bir söylentiye dönüşmüş ve söz konusu söylenti askeri endişeye sevk etmiştir. Padişahın hacca gitmeye karar vermesi ve bunu ilan etmesi, söylentinin fiiliyata aktarılması şeklinde yorumlanmıştır. Bu kararı protesto etmek isteyen Yeniçeri ve Sipahi Ocakları halktan da destek alarak At Meydanı’na yürümüşlerdir.

Genç Osman karakter olarak geleneğe fazla önem vermeyen bir yapıya sahiptir. Osmanlı padişahları öteden beri devlet yönetiminde doğuracağı mahsurlar nedeniyle hür kadınlar yerine cariyeler ile evlene gelmişlerdir. Genç Osman, bu teamülü değiştirmiş, cariyeler ile evlilik yapmayı kabul etmemiştir. Bütün karşı çıkmalara rağmen, İstanbul’un tanınmış ailelerinin hür kızları ile evlenmiştir.

Genç Osman’ın bu tavrı o dönemin anlayışına göre bir eksiklik olarak algılanmış, fazilet nakisa olarak görülmüştür. Aynı şekilde, hacca gitmeye karar vermesi de onun teamüle aykırı karakter yapısının örneklerindendir. Genç Osman gösteriş ve debdebeye de asla iltifat etmemiştir. Hâlbuki Osmanlı’da gösteriş, debdebe ve alâyiş bir teamüldür. Genç padişah ise ne pahasına olursa olsun bunlardan uzak durmuştur. Resmi devlet törenlerine bile alelade kıyafetlerle katılmış, tüm uyarılara rağmen alışkanlıklarından asla vazgeçmemiştir. Genç padişahın, imparatorluğu eski ihtişamına kavuşturmaktan başka bir hedefi ve düşüncesi yoktur.

Genç Osman’a karşı yapılan Yeniçeri İhtilalı, birçok bakımdan ilk ve de üzücü olaylara sahne olmuştur. Saltanat makamında bir padişah varken aynı makama başka bir padişah oturtulmuştur. İhtilal esnasında, şimdiye kadar görülmedik bir tarzda, padişah hazretlerine ağır hakaretler yapılmıştır. Osmanlı padişahları içerisinde hiçbir padişah bu derece ağır muameleye maruz kalmamış, bu kadar aşağılanmamıştır. Hiçbir padişahın onuruyla böyle oynanmamıştır.

 Netice itibariyle Osmanlı tarihinde ilk defa yücelik duvarında ihtilal eliyle bir gedik açılmış, kötü bir gelenek ve kötü bir teamül başlatılmıştır. Her zaman girişilebilecek makul ve yararlı yenilik ve ıslahat hareketleri bu şekil bir ihtilal ile engellenmiştir. Dolayısı ile Genç Osman’a karşı gerçekleştirilen ihtilal hareketi orada kalmamış, gelecek dönemlere de sirayet etmiştir.

İhtilalın ardından Osmanlı İmparatorluğu tam bir kargaşa ve kaos ortamına sürüklenmiştir. Sık sık padişah değişmesi ve her padişah değişiminde teamül gereği askere yüklü miktarda cülus bahşişi ödenmesi hazineyi iflasın eşiğine getirmiştir. Koca imparatorluk cülus bahşişi ödeyemeyecek duruma düşmüştür. İş, enderun hazinesindeki altın ve gümüş kapların darphanede eritilerek para kesilmesine kadar gitmiştir. Ancak bu şekilde askere cülus bahşişi dağıtılabilmiştir.

Bir Şâh-ı Alîşân iken, Şâh-ı cihâna kıydılar.

Geyretlü genç aslan iken, Şâh-ı cihâna kıydılar.

 Gâzi bahadır hân idi, Âlî nesep sultân idi

Nâmiyle Osman Hân idi, Şâh-ı cihâna kıydılar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar