Kazandığı Zaman, Kaybettiği Zaman Türk! - Metehan Nazlı - Maraş News - Haberin kalbi burada atıyor
Kazandığı Zaman, Kaybettiği Zaman Türk!
Metehan Nazlı

Metehan Nazlı

Kazandığı Zaman, Kaybettiği Zaman Türk!

01 Ağustos 2018 - 02:18

Spor tarihinde, facia olarak nitelendirilen “Heysel Faciası”42  ve buna benzer birçok ırkçı olay yıllardır süregelmektedir. Sporda şiddet  olaylarının Eski Roma’ya kadar uzandığını söyleyebiliriz. Özellikle Eski Roma’da sportif nitelikteki oyunlar sırasında oyuncuların birbirlerine, oyuncuların  seyircilere veya oyuncuların üçüncü kişilere verdikleri zararların Roma  Hukuku’nun haksız fiil hükümleri çerçevesinde çözüldüğünü gösteren ve bu döneme ilişkin olarak günümüze kadar ulaşan birçok hukuk metni vardır.

Ancak bu  dönemlerde sportif oyunlar sadece eğlence aracı olup, günümüzde olduğunun tersine maddi kazanç sağlamaya yönelik olmadığından hukuk ile ilişkisinin olmadığı görülmektedir.43 Günümüzde, sporda şiddet olayları spor hukuku, ceza hukuku gibi alanlarla çözümlenmektedir. Örneğin, sportif etkinliklerde sporcunun olabilecek ceza sorumluluğundan başka, duruma göre, hakemin, seyircinin ve hatta antrenörün, spor kulübü idarecisinin, bazen de spor organizatörünün ceza sorumluluğu söz konusu olabilir. Bu sorumluluklardan her birinin sınırlarının ortaya konulması, boyutlarının belirlenmesi spor ceza hukukunun görevidir.44 İncelenecek olan konu açısından cezai sorumluluklara girilmeyerek, sadece kısa bilgiler şeklinde yetinilecektir. Tarihsel süreç içinde birçok politik olay, sporda ırkçılık yapılmasına zemin hazırlamıştır. Bunlardan birkaçı alt paragrafta aktarılacaktır.  İlk olarak, modern olimpiyat oyunlarının başlamasıyla birlikte 1896 yılından bir örnek verilebilir. Söz konusu olayda, daha önceki mağlubiyetin intikamını almak isteyen Fransız Jimnastik Derneği, Almanya’nın olimpiyat oyunlarını engellemeye çalışarak etnik kökene dayalı ayrımcılık yapmıştır. Diğer bir örnek ise, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ve Birinci Dünya Savaşından mağlup ayrılan ülkelerin (Paris ve Anvers) Olimpiyatlara alınmaması şeklinde olmuştur. Benzer bir durum, İkinci Dünya Savaşı’nda da söz konusu olup, savaştan yenik ayrılan Almanya ve müttefikleri oyunlara alınmamışlardı.45 Almanya’nın tarihinden verilebilecek bir başka olay ise 1936 yılında gerçekleştirilmiş olan Berlin Yaz Olimpiyatları’nda meydana gelmiştir. Bu konu kapsamı itibarıyla, alt paragrafta, ayrı bir başlık altında incelenecektir. Ayrıca, spor tarihindeki 
diğer önemli olaylara da yer verilecektir.   
 
Dünyaca ünlü futbolcu Mesut Özil’in geçen hafta Alman Milli Takımı'ndan istifa etmesi futbolu çoktan aştı, büyük bir politik ve sosyal mesele halini aldı. Almanya’da günlerdir neredeyse başka konu yoktu ve günlerce gazeteler Mesut Özil’e vuruyordu.

Esasen Özil’in bu cesur çıkışı tam da ondan geldiği için büyük bir şok yarattı. Adeta yüze apansız atılan bir yumruk hissi verdi zira Mesut Özil Almanya’nın kendini temize çekmek için kullandığı çok iyi bir figürdü. Türk ama Alman toplumunun çok önemli bir parçası. Türklüğünden vazgeçmemiş gibi görünse de Almanya toplumuna ve kurallarına bağlı, Alman kültürünü bilen ve ülkenin dünya çapında bir yüzü…

Kazandığında Alman, kaybettiğinde göçmen! Hayatını Almanya’da geçiren bir Türk-Alman olarak, Alman milli takımına yıllarca hizmet etmiş büyük başarılara, dünya şampiyonluklarına katkıda bulunmuş bir sporcuya yapılan büyük bir ayıp. Kaçakçılıktan yargılanmış bir kulüp başkanı, “Yıllardır b.k gibi oynuyor!” diye hakaret edebiliyor.

Esas dışlanan göçmenler değil, Almanlarmış!

İddia şu: Özil’in açıklamaları ile göçmen karşıtlığı konuşuluyor, halbuki Almanya’da tam tersi bir gelişme var. Esasen göçmenler, Alman düşmanlığı yapıyor! Türk ve Arap çocuklar Alman çocukları okullarda taciz ediyor!

Bu akılları zorlayan ‘anti-tez’i FAZ (Frankfurter Allgemeine Zeitung) "Müslüman toleranssızlığının hediyesi" başlığı ile ele aldı. Yani güya hedefte olan Almanlarmış, Nazi diye, patates diye aşağılanıyorlarmış!

Özil ile birlikte çöken entegrasyon politikaları ile yüzleşmek yerine tartışmayı tersine evirip kendini kuramlaştırma stratejisi izleyen Alman medyası giderek rasyonaliteden daha da uzaklaşıyor. Ben mantığın ana vatanında yaşanan bu gelişmeleri dehşet içinde izliyorum…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar