18 Yaş Altı Herkes Çocuk mu? O Kadar Çocuk Kalmak Doğru mu?
Ramazan Yumşak

Ramazan Yumşak

18 Yaş Altı Herkes Çocuk mu? O Kadar Çocuk Kalmak Doğru mu?

05 Ekim 2018 - 12:44

Çocuk nedir ve kimlere denir? Çocuğu belirleyen faktör onun fiziki yaşımı, yoksa zihin yaşı mı? Bunlar muallakta kalan şeyler ama çözüme kavuşturulması gerekiyor. Eğer yaş sınır olacaksa kaç olmalı, zekâ sınır olacaksa ne olmalı? Artık her önüne gelene çocuk demekten vazgeçme zamanı gelmedi mi? Adam kesen de çocuk, emekleyende, bu nasıl oluyor ve yanlışlık nerede? Bu ayrım ve gerçek çocuk tanımı yapılmalı, kafa karışıklıkları giderilmelidir. En başta da 18 yaş altı herkesin çocuk kabul edilmesi kuralı değiştirilmelidir. Zaten sıkıntıların kaynağı 18 yaş sınırının çocuk kabul edilmesi değil mi? Bu nedenle çok sıkıntılar yaşanıyor ve bunun farkında değiliz. Düşünsenize 17 yaşındaki bir katil ile 2 veya 4 yaşındaki bebe aynı kategoride bu nasıl bir saçmalık. İnsanları testereyle kesen de emekleyen de aynı olur mu?

Bizler evlatlarımızı 18 yaşına kadar çocuk saydığımızdan çocuklarımız 20 yaşında bile çocuk kalıyor ve çocuk gibi davranıyor. 18 yaş altı aklı yetmediği için çocuk ise 22- 25 hatta 30 yaşında olup da çocuk gibi davrananları ne yapmalı onları da çocuk saymalı mıyız? Onları çocuk saymazsak haksızlık etmiş olmaz mıyız? O halde yapmamız gereken şey çocukların çocukluk yaşını uzatmak değil, kısaltmak olmalıdır. Daha doğrusu çocukluğu olması gereken yaşa çekmemiz gerekiyor. Daha önce alınmış 18 yaş kararı artık tartışılmalı (şuan birçok bilim ve eğitim insanı tartışıyor) çocukluk yaşı aşağıya çekilmelidir. Büyük ihtimalle çoğunluk bunda hemfikir ama bunu istemeyen tek grup siyasiler olacaktır. Neden mi? Çünkü uzun yıllar çocuk olarak yaşamış kişileri yönetmek çok daha kolay da ondan.

Çocukluk evresi uzun geçen kişiler sorunlu ve ilerde de sorun çıkarmaya meyilli kişilerdir. Sağlıklı bir nesil için önemli olan çocukların çocukluk evrelerinin uzun geçmesi değil, çocukluk evrelerinin en güzel şekilde değerlendirilmesi yani kaliteli bir çocukluk yaşamasıdır. Bu nedenle kaliteli ve kısa bir çocukluk evresi uzun ve sıkıcı bir çocukluktan kat kat daha iyidir. Sorumsuzca geçen uzun çocukluk dönemleri ortaya hiçbir işten anlamayan ve hiçbir işe yaramayan bireyler çıkarmaktadır. Bomboş ve hiçbir iş yapmayarak geçen 18 yıl, çocuklarda büyük bir boşluk yaratmakta ve hiçbir işten anlamayan vatandaşlar oluşturmaktadır. Bu uzun çocukluk dönemini atmak için de uzun bir zamana ihtiyaç duyulacaktır. Bu çocuklar ileride erkek ya da kadın olduğunda yetişkin olamıyor ve sorunlu eşler, anne babalar oluyorlar. Biz ise kendisini bile yetiştiremeyen bu kişilerden çocuk yetiştirmesini bekliyoruz. Bu nasıl mümkün olacak, zaten mümkün olmadığını çevremizde görüyoruz. Bizler bu işe çözüm bulacağımıza; aman daha çok küçük, iş yapamaz veya çocuk daha okuyor bahaneleri ile bu değirmene su taşıyoruz. Bir de çevre ve mahalle baskısını unutmamak lazım. Herkes üniversiteye kadar işe yaramayan çocuklar yetiştiriyor. Bir işe yarasın ve sorumluluk alsın diye iş yaptıranlarda baskıya maruz kalıyor. Bu insanlar çocuk düşmanı olarak görülüyor. Bırakın çocukları üniversitede okuyanlar bile çalıştığını saklıyor. Çünkü toplumda hala lise ve üniversitede çalışmak ayıp sayılıyor. Çocuğuna bakamamak olarak görülüyor. Hal böyle olunca da toplum olarak ortaklaşa; boş, sorumsuz ve işe yaramaz nesiller üretiyoruz. Üniversiteden mezun olanlarda devlet kapısında iş sırası bekliyor. Tek yaptıkları veya yapabilecekleri iş bu oluyor.

Çocuğumuzu korumak ve iyi yetiştirmek adına onları hiçbir şeye ve işe dokundurmadan yetiştiriyoruz. Bu da çocuğumuzun çocukluğunu uzatmaktan başka bir işe yaramıyor.

Artık dünya çapında uzman insanlar toplanmalı ve çocuk tasviri ve tanımı tekrar yapılmalıdır. Çocukların çocukluk döneminin uzun olması kimsenin işine yaramıyor hatta herkesin zararınadır. Bu süre kısa tutulmalı ve çocukluk dönemlerinde bile sorumluluk verilerek onlara kendilerini yetiştirme ve gerçekleştirme imkânı tanınmalıdır. Hayatı ve gerçekleri evlendiğinde değil, kendi evinde yetişirken öğrenmelidir. Böylece daha mutlu, güçlü bir çocukluk ve aile hayatı olacaktır. 13-15 yaşlarına geldiğinde sorumluluk alabilen ve bazı işlerin altından kalka bilen bireyler ilerde daha başarılı olacaktır. Yoksa bu durum ilerde daha da sorunlar çıkaracak ve önü alınamaz problem yığınlarıyla karşılaşacağız.

Biz ebeveynlerin vazifesi çocuğuna iyi bir gelecek hazırlamak değil, geleceğe iyi bir çocuk hazırlamak olmalıdır. Çünkü siz ona ne kadar iyi bir ortam hazırlarsanız hazırlayın kendisini geliştirememiş ve yetiştirememiş ise tüm bu fırsatları tepecektir. Ancak iyi yetişmiş evlatlar her türlü kötü ortamda bile kendisine iyi bir gelecek hazırlamasını bilecektir. Siz çocuklarınıza istediğiniz kadar para, mal mülk bırakın onları yetiştirmemişseniz onun yapacağı ilk iş tüm bu mal mülkü en kısa sürede tüketmek olacaktır.

Çocuklarımızı özgür, özgün ve başarılı kılmak için sorumluluk alan ve sorumluluklarını bilen kişiler olarak yetiştirmeliyiz. Gelecek bunu başaran nesillerle daha güzel olacaktır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar