Eskiyi yık yeniyi dik; yüksek bina dikmek ile medeni olmak...
Ramazan Yumşak

Ramazan Yumşak

Eskiyi yık yeniyi dik; yüksek bina dikmek ile medeni olmak arasındaki fark

23 Temmuz 2018 - 13:04

Şairin ‘Yiyin Beyler yiyin, aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyin’ dediği gibi bende; ‘Yıkın Beyler yıkın, eski bina kalmayıncaya kadar, dikin Beyler dikin, göğe ulaşıncaya gözünüz doyuncaya kadar yüksek binalar dikin’ demek istiyorum. Çünkü her geçen gün eskiler yıkılıp yüksek binalar dikiliyor. Toplumdan kopmuş ve şehir kültüründen yoksun insanların binalar yapması ve dikmesi ne acı değil mi? Güzelleştirmeyi yüksek ve yeni binalar dikmek zannediyorlar. Bu nedenle de hız kesmeden eskileri yıkıp, yüksek binalar dikmeye devam ediyorlar.

Hadi özel şirketler ne ise ya devlete ne demeli, aynı hatayı o da yapıyor. Hele birde kentsel dönüşüm adı altında şehirleri ve kültürlerimizi yok etmek var ya; eskiyen binalar yıkılıyor (gece kondular hariç), az katlılar bir artı bir yapılıyor. Böylece yeni, modern ve çok katlı binalar dikilerek şehrimiz modernleşiyor(!). Galiba biz binaları yükselttikçe medeniyetimizi de yükselttiğimizi zannediyoruz. Oysa kendi elimizle mahallelerimizi, komşuluk kültürümüzü yani medeniyetimizin temel taşlarını yok ediyoruz.

Yüksek binalarla; insanları topraklardan uzaklaştırıp dairelere hapsediyoruz ve onlarca birbirinden habersiz ve birbirini tanımayan insanlar oluşturuyoruz. Ayrıca eski binaları yıkarak bir şehrin hafızasını yok ediyoruz. Her eskiyeni yıkmak telaşındayız, geçmiş, özümüz, anılarımız da onlarla yok oluyor, farkında değiliz. Böylece şehirleri kendi ellerimizle yaşanmaz kılıp kendimizi topraktan da uzaklaştırıyoruz. Oysa bizim özümüzdür, kutsalımızdır toprak. Eski yapılar bizim geçmişimizdir. Ama ne yapıyoruz özümüzden, kutsalımızdan ve geçmişimizden uzaklaşıyoruz (Evet, yüksek bina dikmek belki bir nebze de olsa medeniyetin göstergesidir ama her yeri yüksek binalarla sarmak ve her yere çok katlıya izin vermek medeniyet olmasa gerek).

Hani bir hadisi şerifte: ‘Kıyamet alametlerinden biri de, yalın ayak, çıplak yoksul koyun keçi çobanlarının binaları yükseltmekte birbiriyle yarış ettiklerini ve böbürlendiklerini görmendir’ denilmiş. Bu hadisi okuyunca aklıma bedevi Araplar ve göçebe Türkler geliyor. Bizde yerleşik hayata yeni geçtik onlar da ve bizde onlar da sürekli gökdelen ve yüksek bina yapımında yarışıyoruz ve binalarımızın yüksekliğiyle övünüyoruz. İstanbul’un her bir yeri, Ankara hakeza, İzmir’de az sayıda ama orada da artarak devam ediyor. Karadeniz’de yer yokluğu bahanesi ile bırakın şehirleri en küçük kasaba ve köylerde bile gökdelen yarışı tüm hızıyla devam ediyor. Bursa’ya hiç gittiniz mi TOKİ’nin Bursa’nın en orta yerine diktiği o güzelim(!) gökdelenleri gördünüz mü? Ne kadar güzel olmuş değil mi? Yapanları tebrik etmek(!) lazım. Ya bizim 30 bin nüfuslu Pazarcık ilçemize ne demeli yol kenarlarına büyükşehirleri aratmayacak yükseklikte binaları dikilmişler ve göğü kapatmışlar.

Araplar ise bizim bir ileriki safhamız çünkü onlarda para da çok bu nedenle yarışı bizden önde götürüyorlar. Dünyanın en yükseğini dikmeye çalışıyorlar. Onlarda da medeniyet ve teknoloji üretmek gökdelen dikmekle eş tutuluyor.

Oysa en baştaki yöneticiler de dâhil olmak üzere herkes bu yozlaşmadan şikâyetçi ama kimsenin kılı kıpırdamıyor. Daha önce bu konuda çeşitli yazılar yazdım ve şikâyetlerde de bulundum. Ama nafile biliyordum nafile olduğunu fakat ben yine de vazifemi yapmış olmak istedim. Hiç olmazsa ses çıkardım. O dönem TOKİ den bir açıklama gelmişti artık çok katlı yerine mahalle sistemine geçiyoruz diye. Sonrası mı, sonrası yok.

Birilerinin rant kavgası mıdır yoksa cehalet mi veya görgüsüzlük müdür bilmiyorum ama çok iyi bildiğim bir şey var, o da torunlarımızın bizlere bu yapılaşmadan dolayı pek de iyi şeyler söylemeyeceği. Yüksek bina yarışı yapanlara eski yıkanlara sesleniyorum: Hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Hiç mi rahatsız olmuyorsunuz, az da olsa bir pişmanlık olmuyor mu? Yoksa sizler gerçekten bu yüksek binaların medeniyetin göstergesi olduğuna mı inanıyorsunuz?

Ey Maraş’ım eğer o güzelim Abdülhamit Han camimiz eğer tepede olmasaydı hiçbir yerden gözükmezdi değil mi? O güzelim gece ve gündüz görüntüsünden hepimiz mahrum kalırdık. Şehrimizde Allah’ın evi dediğimiz camiler, bırakın camileri minareler bile gözükmez oldu. Müslüman memleketi olduğumuzun alameti camiler gözükmediğine göre başka alamete gerek var mı? Hani kızdığımız Araplar gibi yapıyoruz ve ibadet haneleri görünmez kılıyoruz kendi evlerimizden Allah’ın evlerine tepeden bakıyoruz. Kimin üstün olduğunu gösterircesine. Tıpkı bilmem kaç kat yüksekteki otel odalarımızdan Allah’ın evi Kâbe’ye baktığımız gibi. Kâbe’ye tepeden bakmanın mutluluğunu, evlerimizde camilere tepeden bakmanın mutluluğu ile birleştiriyoruz. Tebrik ediyorum (!) bu işe sebep olanları. Çok büyük bir başarı yakaladınız, kimsenin çözemeyeceği bu başarıdan dolayı sizi kutluyorum (!). Yüksek binalar dikerek medeniyetimizi yükseltenleri alkışlıyorum (!).

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar