Şiddet… Her Hapishaneye Bir Fabrika Projesi… Anamın Adı...
Semra Üstündağ

Semra Üstündağ

Şiddet… Her Hapishaneye Bir Fabrika Projesi… Anamın Adı Babamın Adı…

11 Temmuz 2018 - 21:03

Şiddet sarmalı… Şiddet uygulanarak yetiştirilen çocuklar büyüdüler… Şiddetin kötü bir davranış kötü bir alışkanlık kötü bir huy- ahlak olduğunu idrak edebilenler şiddeti hayatlarından çıkartıp, yollarına öyle devam ettiler. Şiddeti özümseyip kendi karakteri ile bütünleştirenler ise şiddeti aile bireylerine ya da kendinden zayıf gördüğü her hangi sıradan tanımadığı bir insana uygulamaktan kendilerini alamadılar… Birçok köşe yazımda bu konuyla ilgili yazdığım yazılarda ‘’ çocukları ve gençleri şiddetten uzaklaştırmak gerekiyor…’’ diye, belirtmiştim. Bizim gibi geri kalmış toplumlar da maalesef geri kalmışlığın en bariz göstergesi şiddetin toplumda sıradanlaşmış olmasıydı. Görüyorum ki şiddet bir hayli sıradanlaşmış… Bunda sadece toplum mu suçlu… Hayır… Kanunlarınızı şiddeti önemsemeyen boş kanun maddeleri ile doldurursanız, kanuni uygulamalarınızı şiddeti önemli bir sorun değilmiş gibi uygularsanız, toplum içerisinde şiddete meyilli, uçlarda yaşayan insanlar böyle meydana çıkar…  Çözüm… Şiddet zemini oluşturan sorunların ortadan kaldırılması ve kanuni düzenlemelerin yapılması ve taviz verilmeden uygulanmasıdır… Örneğin… Karısını öldüren bir adam altı- yedi yıl yatıp çıkmamalı… ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacağını bilmeli… Küçük çocukları öldüren tecavüz eden adi suç işleyen biri cezaevinde yatan diğer mahkûmların içeride temizlemelerine ( yani öldürülmelerine ) bırakılmamalı… Ağırlaştırılmış müebbet cezası alacağını içeriden hiç çıkamayacağını bilmeli…

Bütün hapishanelere bir fabrika projesi… Fabrikaların asıl hapishanelere kurulması gerekiyor. Gardiyanları mahkûm bekçisi konseptinden çıkarıp… Örneğin: kurulan fabrikalarda gözetim memuru adı altında (gardiyan görevi) olabilir konumuna getirmek gerekiyor… Mahkûmları ise üreten insan haline dönüştürmek gerekiyor. Hapishaneler de hüküm giymiş bir mahkûm yıllarca tesbih sallayıp bir ileri bir geri adımlayarak boş boş durmaktan başka bir şey yapmıyor… Hem fiziki hem beynen enerji sarf etmediği için işlediği suçu düşünüp düşünüp kendini haklı görerek ve azılı bir suçlu olarak hapisten çıkıyor… Azılı bir suçlu olarak da suç işlemeye devam ediyor. Bu insanları şiddetten uzaklaştırmak için hapishanelere yeni düzenlemeler getirilmesi ve bu insanları üreten insan haline dönüştürülmesi gerekiyor… yani beynen yorulmadıkları için bedenen yorulmaları gerekiyor ki düşünmeye zamanları kalmasın… Örneğin her hapishaneye bir fabrika kurulsa hem hapishane giderleri karşılanır hem de hapishane kendini finanse etmiş olur… ( millet olarak azılı katilleri ve suçluları vergilerimizle beslemek zorunda değiliz…) hem de çalışan mahkûmlara küçükte olsa bir harçlık kazanmaları sağlanır… yani normal insan konseptinde yaşama alışkanlığı kazanma yönleri geliştirilir… Ayrıca üretilen ürünlerin satışından devlet hazinesine katkı sağlanır. İnsanları şiddetten uzaklaştırır. Bütün hapishanelere bir fabrika projesi… Şayet başarı oranı ne diye düşünülecek olursak üçte ikisinin şiddetten uzaklaşıp normalleşmesidir…

Ad koymak… Birçok ebeveyn… erkek veya kadın gelinleri veya kızları doğum yaptığı zaman… Erkekler… erkek çocuk doğduğu zaman aile büyüğü diye babalarının adlarını kız çocuk doğduğu zaman aile büyüğü diye, annelerinin adlarını koymak istiyor ve koyuyorlar… Çocuklarını büyütürken kızgın veya öfkeli veya sinirli olduklarında çocuklarına pasif şiddet uygulamaktan kendilerini alamıyorlar… Örneğin: çocuğuna bir tokat attığı zaman çocuğun adı kayınvalidenin adıysa kayınvalidesine tokat attığını düşünmüyor… Kayınpederinin adıysa kayınpederine tokat attığını düşünmüyor…  Ne alaka diyecek olursanız… Büyük insanlar adlarıyla yaşarlar… ‘’ Büyük insanların adları yaşasın…’’ diye, düşünülürken bu yönü hiç düşünülmüyor…  Halk tabiriyle (Anamın adını koyalım babamın adını koyalım) diye, saçma bir ısrarcılık saçma bir gelenek sürüp gidiyor… sonu ne olacaksa… Adı yaşasın adı yaşasın diye diye yüzbinlerce aynı adda olan insanlar farklı farklı karakterlerde birbirinin kopyası gibi yaşıyorlar… Aslolan çoktan ölmüş… kopyalar yaşamaya devam ediyor… Başkanlık Sistemine geçildi. Ülkemiz için hayırlı olsun… Ne dersiniz! Gününüz sağlık ve başarılarla geçsin. Hoşça kalınız.

John Mason: Sen eşsiz biri olarak doğdun; bir kopya olarak ölme…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar