Yağmur ve Denge…
Semra Üstündağ

Semra Üstündağ

Yağmur ve Denge…

17 Nisan 2018 - 21:12

Dışarıda yağmur yağıyor… Denge ve hayattan bir an… Pencereden dışarıyı seyrediyorum. Dışarıda yağmur var. Yağmur beni hüzünlendiriyor. Yağmur her zaman bana hüznü hatırlatmıştır. Nedenini inanınız bilmiyorum. Gökyüzüne bakıyorum. Gökyüzünü yağmur bulutları kaplamış. Yağmur yüklü bulutlar. Böyle uzaktan durup bakınca biraz ürkütüyor. Sanki iki yüzleri varmış gibi bir hissi veriyorlar.  Aydınlık ve karanlık yüzleri…  Tıpkı biraz biz insanoğlu gibi değil mi? Benzeşen ne çok yanlarımız var aslında… Bizim de bir şeylere kızdığımız  zaman hemen gözlerimiz bulutlanmaz mı? Bulutlarda bir şeylere kızmış olmasın sakın diyorum. Yok yok! Bu kadar kızmış olamazlar. Yoksa bulutlar ağlıyorlar mı? Yoksa yoksa… ‘’ Biz insanoğlu gibi onlarda hüzünleniyorlar mı?’’ diye, bir fikri aklıma getiriyorlar. Ardından yağmurun sabırsızlığı diye, düşünüyorum. Olsa olsa bir an önce toprağa inme çabası. Yağan yağmurun bu çabası beni her zaman duygulandırmıştır. Yine duygulanıyorum… Bu acele niye… Bir şeyleri tam vaktinde yapmak için olmasın sakın… Ondan dolayı olabilir mi? Yağmurun işleri karışılmaz diyorum. Yağmur muhteşem yağıyor, doğayı suya doyurmak için. Başka bir amacı olabilir mi? Doğanın dengesi filvaki… İnanılmaz bir ahenk… Her doğa olayı ne kadar muhteşem değil mi?

Seyrediyorum ve bir taraftan da düşünüyorum. Dünyada yetişen bütün bitki örtüsünün varlığı yağmurun yağmasına bağlı… Gökyüzünden yeryüzüne inmek için sabırsızca yağan yağmurun varlığı ile anca varlıklarını devam ettirebilecekler. Yani hayatları pamuk ipliğine bağlı… Yağmur ise bitki örtüsünün devamlılığını sağlamak için yağıyor. Sorumluluk! Onların sorumluluğu bu… Sorumluluğunu yerine getiriyor. Yağmurun görevi bitki örtüsünün devamlılığını sağlamak ve canlı tutmak…

O ara her gün doğan güneş geliveriyor aklıma... Havanın yağmurlu bulutlu olması güneşi çokta ilgilendirmiyor. Her gün doğuyor. Ne için? Dünyamızı ve kalplerimizi varlığıyla ısıtmak için. Güneş… Onunda sorumluluğu var. Bitmek tükenmek bilmeyen ısısıyla ıslanan doğayı kurutma görevine soyunmuş… Var gücüyle ışınlarını dünyaya salıyor… (bilimsel değil biraz sıradan düşünüyorum.)…  Ay ise her gece ama her gece bıkmadan usanmadan gecemizi, karanlık dünyamızı aydınlatmak için sonsuz ışığı ile hayatımıza katkı sunuyor. Üstelik peşine de yıldızları takmış. Varlıkları ile şairlere bile ilham kaynağı olabiliyorlar. Doğada gerçekleşen her şey insanoğluna hizmet ediyor. Büyüleyici harika bir denge… Ve biz insanoğlu…

Dünyamızın dengesini korumak için biz ne yapıyoruz? Yoksa yapmıyor muyuz? Ya da yaptıklarımız yeterli mi? Sorumluluk bir tek doğada mı var? Bizim sorumluluğumuz yok mu? Sorumluluk! Sadece kendimizi düşünmek, kendi sorumluluklarımızı bilmek, yapmak mıdır? Sorumluluk yaşadığımız dünyanın sorumluluğunu da taşımak demek değil midir? Yoksa bu dünyada olan her olumlu olumsuz şeyden, bizler insanoğlu sorumlu değil miyiz?

Peki, biz bu sorumluluklarımızı ne kadar yerine getirebiliyoruz? Çevremizi kirletmeden yaşamak, bir sorumluluk değil midir? Doğanın dengesini bozmayan işler yapmak, doğayı korumak bir sorumluluk değil midir? Bitki örtüsünü korumak bir sorumluluk değil midir? Denizleri kirletmemek bir sorumluluk değil midir?

Bu ve bunun gibi daha pek çok sorumluluğumuz var diye, düşünüyorum. Dünyaya gelişimiz yalnızca kendimiz için çalışıp yiyip içip uyumaktan ibaret olmamalı…  Yaşadığımız bu dünyadan insanoğlu olarak biz sorumluyuz… Çünkü evimiz… İnsan bu kadar kirletilen bir evde böyle yaşamak ister mi? Bir soru daha… Peki, insan yaşadığı evi böyle kirli böyle umarsız bir şekilde kullanır mı? Böyle kullanmaya devam eder mi?

İnsanoğlu evinin bütün sorumluluğunu nasıl üstleniyorsa, yaşadığımız dünyada olan her olumlu olumsuz gelişmelerden biz insanoğlu sorumluyuz.  Bitki örtüsünü kurutursak yağmur yağmaz, böyle güzel bir doğa olayının dengesini bozmuş oluruz. Yağmur yağmazsa kuraklık olur, güneşin sadece yakıcı yüzünü görmüş oluruz. Bulutlar yeterince olmazsa kavurucu sıcaklarda gölgeden vazgeçmiş oluruz. Oysa sıcak günlerde bir bulutun gölgesinde oturmak yürümek ne kadar hoş değil mi?

Uzayda ikinci bir alternatif olması için bilim insanları çalışıyorlar ama nafile… Milyarlarca kişiyi barındırabilecek ikinci bir dünya yok… Uzun sözün kısası yaşadığımız bu dünyadan biz insanoğlu sorumluyuz. Görüyor musunuz ne kadar çok sorumluluğumuz varmış değil mi? İnsan olmanın gereği sorumluluklarını bilerek yaşamak değil midir? Yağmurlu ve yağmursuz çok güzel günler sizlerin olsun... Hüzün kötü bir şey değildir. Hatta bazen çok iyidir. Bize gerçekleri hatırlatır. Biraz fazla düşünmemizi sağlar o kadar. ‘’Dünyamızı kirletmeden, dengesini bozmadan, sorumluluk çerçevesinde yaşamak gerekiyor…’’ diye, bir bakış açısı... Ne dersiniz! Günleriniz sağlık ve başarılarla geçsin. Hoşça kalınız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar