Hayata tutunmak için tek umutları karaciğer bağışı

Kandaki toksinleri temizliyor, sindirime yardımcı olan safra salgını üretiyor, protein, karbonhidrat, yağ, vitaminler ve ilaçların vücutta işlem görmesine yardımcı oluyor ve kanın pıhtılaşmasında da rol oynuyor. Ama daha da önemlisi bağırsaklardan vücuda giren tüm mikropların ilk temizlendiği yerde karaciğer. İlk başta akla gelenler bunlar, ancak karaciğerin hayati önem taşıyan çok fazla görevi bulunuyor.

Bazı hastalıklar nedeniyle, bu organı işlev yapamaz hale gelen kişilerin uzun dönem yaşama şansları olmadığı gibi, tek tedavi seçeneği, organ nakli oluyor. İlaçlar sadece karın şişliği kanama vücutta sıvı toplanması gibi klinik belirtileri düzeltiyor. Halen karaciğer fonksiyonlarını yerine koyacak bir tedavi yöntemi bulunmuyor. Karaciğer fonksiyonlarını yitirdikçe hastalar kaybediliyor. Ne yazık ki ülkemizdeki organ nakli bilincinin, organ bekleyen tüm hastalara umut olmaktan uzak olduğunu anlatan Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, “Organ nakli bekleyen hastalarımızın çoğu hayatını kaybediyor. Oysa beyin ölümü tespit edilenlerin organları bağışlansa 4-5 yıl içinde ülkemizde organ nakli bekleyen hasta kalmaz, kronik organ yetmezliğine bağlı ölümler de son derece az olur” diye bilgi veriyor. Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, her yıl karaciğer bekleyen çocuk hastalara uygun organ bağışı sıkıntısı olduğunu, mecburen ailelerin riskleri göze alarak verici olduğunu ve çoğu çocuk için canlı vericili nakil dışında şans olmadığını belirtiyor.

İLK BAŞARILI NAKIL 45 YIL ÖNCE YAPILDI

Türkiye’de yapılan ilk başarılı organ naklinin üzerinden 45 yıl geçti. Bu sürede Türkiye, organ naklini en başarılı gerçekleştiren, yüksek kalite ve gelişmiş teknik alt yapısıyla öne çıkan bir ülke haline geldi. Ancak organ nakli bilinci, ihtiyaç duyan hastaları sağlığına kavuşturacak düzeye ulaşmadı. “Ülkemizde yılda ortalama 50-100 arası kalp, 30-40 arası akciğer, 3 bin 500’ün üzerinde böbrek, bin 700 karaciğer ve 3 bin 800 kornea nakli yapılıyor” diyen Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, şöyle devam ediyor:

“Karaciğer ve böbrek nakillerinin bu kadar ileri seviyede yapılmasına karşın diğer nakil sayılarının son derece yetersiz olmasının en önemli sebebi, kadavra bağış oranlarının yetersizliği. Böbrek nakillerinin yüzde 80’i, karaciğer nakillerinin yüzde 75’i canlı vericiden yapılıyor. Ancak diğer nakil türleri için kadavra bağışı gereklidir. Halen beyin ölümü tespit edilen hasta sayısı yılda 2 binin üzerinde. Ancak sadece 25’inde aile organ bağışına izin veriyor.”

Organ bağışında  canlıdan yapılan ameliyatların daha zor olduğuna değinen Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, “Yaşarken herhangi bir sağlık probleminiz olmamasına rağmen, yakınınızı, sevdiğinizi kurtarmak için ameliyat olmayı göze alıyorsunuz. Ameliyatlar çok başarılı yapılsa bile verici olan kişiler için binde birlik hayati risk bulunuyor. İnsanlar yaşarken sevdikleri için bu riski göze alıyor, ancak öldükten sonra organ bağışına çekimser yaklaşabiliyor” sözleriyle yaşanan durumu özetliyor.

COVID-19 DA OLUMSUZ ETKILEDI

Halen ülkemizde bin 800 kişinin karaciğer için beklediğini, hastaların büyük kısmının beklerken hayatını kaybettiğini ve diyaliz gibi tedavi seçeneği olan hastaların bekleme listelerinin ise 25000’li rakamlara ulaştığını belirten Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, tüm beyin ölümlerinde organ bağışına izin verilmesi halinde Türkiye’de 4-5 yıl içinde nakil bekleyen hasta kalmayacağına ve kronik organ yetmezliğine bağlı ölümlerin de son derece az olacağına dikkat çekiyor. Kalp akciğer gibi hayati organlar canlı vericiden yapılamadığı için de bu hastaların zaten bekleme listesine bile giremeden hayatını kaybettiğini belirtiyor. Yaşadığımız Covid-19 süreci de organ bağışını azaltan önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Virüsün organlara verdiği hasarın tam olarak bilinememesinin yanı sıra nakil planlanan hastalara bulaşma riski de henüz bilinmediği için hem organ bağışında hem de organı kabul etmede daha fazla sıkıntı yaşanıyor. Ve gene yoğun bakım ünitelerinde Covid-19’a bağlı yoğunluk olması, bu olumsuzluğa zemin oluşturuyor.

ARTIK BEBEKLERE DE NAKIL YAPILIYOR

Türkiye’de yapılan karaciğer nakillerinin yüzde 10’luk kısmını çocuk hastalar oluşturuyor. Her yıl yaklaşık 500 çocuk karaciğer nakli bekliyor, ancak sadece üçte birine yeni bir karaciğer bulunabiliyor. Ancak gelişen ameliyat teknikleri çocukların nakil için büyümelerini gerektiren süreyi azaltıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Remzi Emiroğlu, “Bundan birkaç yıl önce bizim için hayal olan ameliyatları gerçekleştiriyoruz. Artık bebeklere de organ nakli yapabiliyoruz. 10 kilodan daha zayıf olan çocuklara organ naklinde zorlanırdık. Bu çocukların büyümelerini beklerken bazıları hayatını kaybediyordu. Cerrahi teknik ve tıbbı gelişmelerin sayesinde 4-4.5 kilo ağırlığındaki bebeklere rahatlıkla karaciğer nakli yapabiliyoruz. Bu bebeklerimiz hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyor” diye konuşuyor.