Kanser hastaları kalbini ihmal etmemeli
Çağımızın hayati risk taşıyan iki önemli hastalığı, kanser ve kalp hastalıkları.
Bu hastalıklar birbirini etkiliyor. Uzmanlar bu nedenle kanser tedavisinde kalp faktörünün akıldan çıkarılmaması gerektiğini belirterek onko-kardiyolojinin önemini vurguluyorlar. Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoji Uzmanı ve Onkokardiyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ertan Ökmen, “Kanser hastalarının başarılı ve daha da önemlisi güvenli tedavi edilmesinde, uzun ve kaliteli yaşam sağlanmasında kardiyoloji ve onkoloji işbirliği hayati önem taşıyor” dedi.
Dünyada ve Türkiye’de de hayati önem taşıyan hastalıkların başında ilk iki sırada kalp hastalıkları ve kanserler geliyor. Her iki alanda da tıp dünyası yoğun çalışmalar yürütüyor ve her geçen gün yeni bir umut ışığı doğuyor. Kanser tedavileri eskiye oranla hastanın yaşam kalitesini daha az etkilese de tedavi sırasında kullanılan ilaçlar sağlıklı organları olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle kalp, kanser ilaçlarından en çok etkilenen organlardan biri. Onkokardiyoloji kavramı işte bu noktada ortaya çıkıyor.
Kanser ilaçları kalp yetmezliğine ve hipertansiyona neden olabiliyor
Kanser tedavisinde diğer organlar da bu süreçten etkilenebiliyor ve sadece onkologlara değil diğer dallardan uzmanlara da ihtiyaç duyuluyor. Desteğine ihtiyaç duyulan uzmanlıklar arasında, ilk sırada kardiyoloji var. Çünkü tedavi sürecinde, kemoterapi ilaçlarından kaynaklanan kalp problemleri ortaya çıkabiliyor. Tedaviye bağlı kalp problemlerinin her kanser hastasında görülmediğini ancak ortaya çıkmasını sağlayan bazı tetikleyici faktörlerin olduğunu ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoji Uzmanı ve Onkokardiyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ertan Ökmen, “Kardiyotoksisite adını verdiğimiz tedaviye bağlı kalp problemleri, her hastada görülmez. Kullanılan kemoterapi ilacının türü en önemli risk faktörü. İlacın dozu, veriliş şekli, öncesinde radyoterapi alıp almaması da yine tedaviyle ilişkili faktörler arasında. Bir kısım kemoterapi ilaçları dört hastanın birinde kalp yetmezliğine yol açabilir, bazı ilaçlar ise iki hastadan birinde hipertansiyona neden olabilir” dedi.
Kalp hastalığı olanlar daha da dikkatli olmalı
Kanser tedavisi sürecinde, en sık karşılaşılan tedaviye bağlı kalp problemleri; kalp yetmezliği, hipertansiyon, ritim bozuklukları, kalp krizleri, kalp zarı iltihapları olarak sıralanıyor. Bu hastalıklar hem tedavi devam ederken hem de geç dönemde yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. Tedavi sürecinde hastaların en sık yaşadığı sorun ise nefes darlığı. Kanser hastalarının büyük çoğunluğunda görülen nefes darlığı, kalpteki bir rahatsızlıktan kaynaklanıyor olabilir. Özellikle hastanın daha önce böyle bir problemi olmamasına rağmen, tedaviyle birlikte nefes darlığı yaşamaya başlarsa kalp kaynaklı olup olmadığının araştırılması gerekiyor. Nefes darlığının yanı sıra; çarpıntı, halsizlik, yol yürürken ya da merdiven çıkarken nefes nefese kalma, gece uykudan boğulma hissiyle uyanma, yüksek yastıkla yatma isteği gözleniyorsa kalp yetmezliğinden şüpheleniliyor. Eğer kalp yetmezliği varsa ve ciddi boyutlardaysa, tedaviyi kesip önce kalbin tedavi edilmesi seçeneği değerlendiriliyor.
Tedaviden sonra da kalp izlenmeli
Tedavi sürecinden kaynaklı, uzun yıllar sonra birtakım kalp rahatsızlıkları ortaya çıkabilir. Doç. Dr. Ertan Ökmen, tedaviden sonraki geç dönem kalp yetmezliğinin semptomatik (işaret veren) ya da asemptomatik (işaret vermeyen) tarzda olabileceğini belirtiyor ve ekliyor: “Maalesef hastaların çoğunda erken evrede kalp yetmezliği belirti vermezken, ancak ileri aşamaya geldiğinde işaret veriyor. Bu durum da tedavide gecikmeye neden oluyor. Bu nedenle hastalar henüz yakınma olmadan, kalp yetmezliği belirtileri henüz ortaya çıkmadan kontrollerini yaptırmalı. Erken kanser teşhisinde olduğu gibi kalp problemleri de zamanında tespit edilirse tedavisi çok daha kolay oluyor ve kanser tedavisi kesintisiz sürdürülebiliyor. Her kemoterapi alan hastada kalp problemleri olmaz. Kalbe ait olumsuz etkiler tedavi esnasında ortaya çıkabileceği gibi özellikle çocukluk çağında kemoterapi ile tedavi edilmiş kanser hastalarının takiplerinden edinilen bilgilere göre geç dönemde, uzun yıllar sonra bile bu ilaçlara bağlı kalp yetmezliği, beklenenden daha erken yaşlarda koroner arter hastalığı ortaya çıkabiliyor.”
Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında
Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine (JHM) ile devam eden işbirliği Anadolu Sağlık Merkezi'nin sağlıkta referans merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Kurulduğu günden buyana gerçekleştirdiği çalışmalarla ‘Sağlığın Merkezi’ konumuna ulaşan Anadolu Sağlık Merkezi; onkoloji, kalp damar sağlığı, kadın hastalıkları ve tüp bebek, nöroloji, cerrahi bilimler ve iç hastalıkları dahil olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.
Johns Hopkins Medicine Hakkında
Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi hekimlerini ve bilim adamlarını, Johns Hopkins Sağlık Sisteminin organizasyonları, sağlık profesyonelleri ve tesisleri ile birleştirmektedir. Johns Hopkins Medicine’ın misyonu, tıbbi eğitim, araştırma ve klinik bakım standartlarını mükemmelleştirerek toplumun ve dünyanın sağlığını daha iyi bir seviyeye çıkartmaktır. Farklı ve kapsamlı olan Johns Hopkins Medicine, Johns Hopkins Hospital’ın 1889’daki açılışından bu yana, sağlığı korumak için hekimlerin ve tıbbi bilim adamlarının biyomedikal araştırmalar ve tıbbi bilgilerin uygulanması konularındaki eğitimlerinde uluslararası liderlik sağlamıştır.