Kudüs, Müslümanların kırmızı çizgisidir!

ABD Başkanı Trump'ın Kudüs açıklamasına Kahramanmaraş'tan tepkiler çığ gibi büyüyor. Dün Cuma Namazı çıkışı eski kent meydanında toplanan binlerce kişi İsrail ve Amerika'ya tepki gösterdi. Kalabalık, 'Kudüs bizimdir; bizim kalacak' sloganları attı.

Meydanda toplanan kalabalığa seslenen AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanı Ahmet Özdemir, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın hukuksuz Kudüs açıklamasının, insanlık vicdanını yaraladığını ve bölgemizdeki sorunları derinleştirdiğini söyledi. Özdemir, “Sayın Cumhurbaşkanımızın kesin şekilde ilan ettiği üzere Kudüs, tüm Müslümanların kırmızı çizgisidir. Bu, bölgemizde barışı ve istikrarı tehdit etmeye yönelik bir adımdır. Alman kararın, İsrail ve Filistin toplumları arasındaki husumeti arttırmaktan başka sonucu olmayacaktır. Asla kabul edilemez gördüğümüz bu karardan en kısa sürede dönülmelidir. İslam’ın sesini susturmak, kendi kurguları olan terör örgütlerini bahane ederek Müslümanların iradelerini esir etmek isteyenler, tarihte defalarca olduğu gibi yine hüsrana uğrayacaklardır. İslam’ın harem-i izzeti olan Kudüs’ü tacize teşebbüs edenler, Türk’üyle, Arap’ıyla, Kürt’üyle tüm Müslümanlarda Selahaddin Eyyubi ruhunun dirilip karşılarına dikildiğini göreceklerdir” dedi.

“KUDÜS DAVASININ SONUNA KADAR TAKİPÇİSİYİZ”

İslam dünyası üzerindeki gizli oyunların ancak Müslümanların birlik ve beraberlik içinde hareket etmesiyle bozulacağını ifade eden Özdemir, şöyle konuştu: “Türkiye’nin, İnsanlığın silueti olan Kudüs’ün mahremiyetine yönelik bu saldırı karşısında Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya koyduğu güçlü tepkinin sonuna kadar arkasındayız. Dünyadaki tüm Müslümanların, İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı olan Türkiye’nin çağrısına kulak vererek Kudüs’e sahip çıkacağına inanıyoruz. Diğer taraftan, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu kararı, dünyada yaşanan adaletsizliğin yeni bir tezahürüdür. Bu hadise, Cumhurbaşkanımızın, küresel sistemin çarpıklıklarına ve adaletsizliklerine karşı uzun zamandır dile getirdiği “Dünya 5’ten büyüktür” itirazının haklılığını teyit etmiştir. İslam’ın kalbine saplanmaya çalışılan bu hançere, ancak tüm Müslümanların iki elin parmaklarının kenetlenmesi gibi bütünleşmesiyle engel olabiliriz. Biz Müslümanlar olarak Kudüs davası ve ümmetin birliği için her türlü çabayı göstermeye, her türlü fedakârlıkta bulunmaya hazırız. Kudüs davasının sonuna kadar takipçisi olacağız.

Eski kent meydanında toplanan kalabalığa hitap eden Kahramanmaraş Platformu Dönem Sözcüsü M. Yusuf Bülbül, günün, Kudüs için eyleme geçme günü olduğunu ifade etti.

Bülbül, “Bugün burada; ilk kıblemiz Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan eden ABD'yi kınamak için toplanmadık. Bugün kınama günü değildir, bugün Kudüs için ağıt yakma günü değildir. Bugün Ümmetin 15 Temmuz'udur. Bugün Kudüs için eyleme geçme günüdür. Bizler Sütçü İmam'ın torunları olarak buradan tüm dünyaya haykırıyoruz: Ey Kudüs! Sütçü İmamın, Rıdvan Hocanın torunları olarak sana söz veriyoruz; seninle özgürleşip, seninle dirilinceye kadar senin soluğun ve senin haykırışın olacağız” dedi.

ABD'nin bu kararının; İsrail'in, bütün Filistin'i işgal etme planının bir parçası olduğunu dile getiren Platform Dönem Sözcüsü Bülbül, şöyle konuştu: “Bu plan yeni değildir. ABD bu kararı 1995'te almıştır. Kudüs'ün Müslümanların elinden çıkmasının 100. yıldönümünde bu karar bilinçli olarak uygulamaya konulmuştur. İsrail Filistin'i işgal sonrasında, işgal topraklarını Suriye ve Türkiye ekseninde genişletmeyi amaçlamaktadır. Bu planı uygulamak için de ABD ile işbirliği yapmaktadır. ABD İsrail'le birlikte işgalin tarafı olduğunu açıkça ilan etmiştir. Ancak İsrail'in Kudüs'ü ilhak karar nasıl hiçbir zaman kabul görmemişse, ABD'nin bu kararı da aynı şekilde vicdan, hukuk ve tarih önünde hükümsüzdür. Bu kararı asla tanımıyoruz.”

İSRAİL'İN VARLIK SEBEBİ İŞGALDİR

İsrail’in varlık sebebinin işgal olduğunu bildiren Bülbül, İsrail'in işgalinin ulusal ve uluslararası hukukta onaylanmadığını, onaylanmasının da mümkün olmadığını ifade ederek şu açıklamalarda bulundu: “Kudüs'ün statüsü konusunda BM’nin kararları nettir. 1967 sınırları sonrasında yapılan ve yapılacak bütün işgaller, yerleşkeler, utanç duvarları illegal olarak tescillenmiştir. Ancak ABD uluslararası hukukun ve sistemin kararlarına karşı koymakta, tüm dünyaya meydan okumaktadır. Şimdi önümüzde iki seçenek var: Ya dünyadaki tüm devletler kendi hukukunu uygulayacak ve dünyaya kaos hakim olacak ya da BM başta olmak üzere tüm uluslararası mekanizmalar ABD ve İsrail'in hukuka uymasının gereğini yapacak. Bu da BM Genel Kurulunun Filistin özel gündemi ile toplanması ve caydırıcı kararlar alıp uygulaması ile sağlanabilir. Cılız da olsa dünya liderlerinden gelen tepkiler ümit vericidir. Herkes için barış, ancak İsrail işgali sona erdiğinde ve Filistinliler kendi yurtlarında özgür olabildiğinde mümkün olacaktır.”

İSRAİL’E BOYKOT VE AMBARGO

İslam Dünyasının Filistin'e ve Filistin'in Başkenti Kudüs'e sahip çıkması; siyasi, ekonomik, hukuki her türlü desteği sağlaması gerektiğini aktaran Bülbül, şöyle devam etti: “İsrail ve İsrail destekçisi tüm ülkelere siyasi, ticari, ekonomik her türlü boykot ve ambargo uygulanmalı, İsrail ile siyasi, ticari, diplomatik ve ekonomik ilişkiler kesilmelidir. Bizim şer bildiğimiz şeylerde hayır, hayır bildiğimiz şeylerde şer olabilir. Biz bilemeyiz, ancak Allah bilir. İşte bizim şer olarak gördüğümüz bu kararda, üzerine ölü toprağı serpilen Ümmetin uyanışına ve dirilişine vesile olacak inşallah. İsrail'le ve ABD'yle dost olan Arap ülkeleri belki de kendilerini tekrar sorgulayacaklar. Dünya ülkelerinden gelen tepkilerle ABD ve İsrail dünyada yalnızlaşacak ve Allah'ın izniyle Kudüs özgürlüğüne kavuşacak. Hz Ömer'lerin, Selahattin Eyyubi'lerin, Yavuz Sultan Selim ve Abdülhamit Han'ların tükendiğini ve bu zulmün payidar olacağını sananlar er veya geç ne kadar yanıldıklarını anlayacaklardır. Tüm dünya bilsin ki; her Müslüman genç, yeni bir Selahaddin Eyyubi olmaya adaydır. Nasıl ki, Hz. Ömer'in fethiyle, Selahaddin Eyyubi'den bu yana Kudüs'ü Haçlılara karşı yüz yıllarca savunduysak; nasıl ki, Yavuz Sultan Selim Han'ın hilafetiyle Kudüs'ü bütün inançların barış adalarından biri haline getirdiysek; nasıl ki, Abdülhamid Han'ın mücadelesiyle Siyonizmi Filistin ve Kudüs'ten uzak tuttuysak; şimdi de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde emperyalizme ve siyonizme karşı aynı şuurla mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konudaki inancımız ve kararlığımız tamdır. Şimdi bu inancı ve kararlılığı fiiliyata dökme vaktidir.”

Onurlu ve azimli mücadelesinden dolayı Filistin halkını selamlayan Bülbül, şunları kaydetti: “Bundan sonra da maddi ve manevi olarak yanlarında olduğumuzu ilan ediyoruz. Ama Kudüs davası sadece bir avuç Filistinlinin değil, İslam ümmetinin ve insanlığın davasıdır. Filistin ve Kudüs'ün müdafaası hepimizin mesuliyetidir.

Kudüs; maddi bir mekanın değil, manevi coğrafyamızın ismidir. Sezai Karakoç'un mısralarıyla; "Gökte yapılıp yere indirilen şehirdir Kudüs". Kudüs bitmeyen duamızdır. İstanbul Kudüs'ündür, Kudüs İstanbul'un. Kudüs emanettir bize. Kudüs barışın başkentidir. Kudüs insanlığın vicdanıdır. Kudüs Ümmetin göz bebeğidir. Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. Kudüs bizim namusumuzdur. Kudüs bizim özgürlüğümüzdür. Kudüs özgür değilse dünya tutsaktır. Kudüs düşerse Mekke düşer, Medine düşer, Maraş düşer, İstanbul düşer. Kudüs düşerse hepimiz düşeriz. Biz inanıyoruz ve biliyoruz ki, Kudüs Filistin'in başkentidir ve inşallah hiçbir zaman İsrail'in başkenti olmayacaktır. Sözü İsmail Heniye'nin cümlesiyle bitirelim: "İsrail diye bir Devlet yok ki başkenti olsun". Kahrolsun Siyonizm. Yaşasın Özgür Kudüs. Yaşasın başkenti Kudüs olan özgür ve bağımsız Filistin.”