Sindirim sisteminizle ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat!

Mide ağrısı ya da ishal gibi durumlarda toplumda yaygın olarak nane-limon, karbonatlı su içmek gibi geleneksel yöntemlerden yararlanılıyor. Halk arasında sindirim sistemi sorunları sıklıkla görüldüğü için tedavisi çok fazla önemsenmiyor. Oysa şikayetlerin uzun sürmesi durumunda doğal yöntemleri denemeye devam etmek yerine mutlaka uzman yardımı alınması gerekiyor.

Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Koray Tuncer, sindirim sistemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.

Hastalar mide bağırsak sistemi ile ilgili problemlerde ilk etapta büyüklerinden kalma yöntemlere başvurarak, sorunlarının düzeldiğinden bahsetmektedir. Özellikle mide ağrısı genellikle strese ya da üşütmeye bağlanmakta ve hastalar doktora başvurmakta geç kalabilmektedir. Oysa sağlıklı bir yaşam için düzenli bir sindirim sistemi çok önemlidir ve hastalar doğal yöntemlerden faydalanma düşüncesi ile bazen bu sisteme daha çok zarar verebilmektedir.

Mide bağırsak sağlığı ile ilgili doğru bilinen ancak yanlış olan uygulamalar şöyle sıralanmaktadır:

1- “Mide ağrısına karbonatlı su”: Mide ilaçları henüz hastalıkların tedavisinde kullanılmazken karbonatlı su mide ağrılarında sıkça kullanılmaktaydı. Günümüzde de bu şikayetleri yaşayan pek çok insan karbonatlı su tüketmektedir. Karbonat aşırı tüketildiğinde, vücudun kimyasını etkileyip; kandaki pH düzeyini bozabilir. Bu nedenle doktor önerisi ile eczanelerden temin edilecek çiğneme tabletleri daha güvenlidir. Ancak bu tabletler de gelişigüzel kullanılmamalıdır. Karbonatlı suyu tükettikten sonra sorun devam ediyorsa doktora başvurulması önemlidir.

2- “Mide bulantısına nane limon”: Hastaların mide sorunlarında başvurduğu bir diğer yöntem de limon suyuyla kuru naneyi kaynatıp içmektir. Nane tıbbi olarak da kullanılan bir bitkidir. Özellikle bağırsak kökenli karın ağrılarında nane içerikli ürünler tedavide kullanılabilmektedir. Ancak limon asit içerikli bir besindir. Zeminde mideyle ilgili bir problem varsa nene ve limon ikilisi çözüm olmamaktadır. Özellikle reflü, gastrit veya ülseri bulunanlarda limonlu öneriler mide asit salgısını artırır. Bu nedenle mide ağrısı, ekşimesi, yanması gibi sorunlarda bu yöntemlere başvurmak yerine bir gastorenteoroloji uzmanına gidilmelidir.

3- “İshal durumunda pirinç lapası”: İshalde zararlı olmayacak bir yöntem de pirinç lapası veya haşlanmış patates tüketilmesidir. Burada temel mantık ishal olan kişinin yağlı yiyeceklerden uzak kalmasıdır. Ancak ishal şikayetleri görülüyorsa bir uzmana danışılmalıdır. Çünkü ishal bağırsak enfeksiyonu kaynaklı da olabilir. İshal kesici yöntemler bu süreçte denenmemelidir. Kişinin bol sıvı alması daha büyük önem taşımaktadır. Doktorun uygun gördüğü şekilde tedavi planlaması yapılmalıdır.

4- “Soğukta kalanın midesi üşür”: Mide üşümesinin tıpta bir karşılığı yoktur. Ancak mide üşütmesi denen kavramın akut gastrit olabileceğini söylemek mümkündür. Bulantı, kusma, iştahsızlık, şişkinlik hissi, mide ekşimesi akut gastrit belirtileridir. Sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, romatizmal ağrı kesicilerin uzun süreli kullanımı, stres, gıda alerjileri, besin zehirlenmeleri sonucu ortaya çıkabilir. Soğukta kalmak, ayakları üşütmek hassas bağırsak hastalığı olan kişilerde yakınmaları artırabilir. Yani üşütmeyle midenin değil bağırsakların ilgisi vardır.

5- “Kahve ve gazlı içecek midedeki hazımsızlığı alır”: Gazlı içeceklerin yemek borusu ve mide üzerinde tahriş edici etkileri vardır. Hazımsızlık ya da ishal problemleri gazlı içecek ve kahve karışımıyla atlatılmaz. Gazlı içeceklerdeki asit ve gaz bileşimi midenin diğer sıvı alımlarına oranla daha da fazla büyümesine neden olur. Midede uzun süre kalabilen gazlı içecekler, mide yapısını bozar. Ayrıca gazlı içecekler beynin dopamin salgılamasına neden oluyor. Bu da bireyin kendisini o içeceklere bağımlı hissetmesine neden oluyor. Bunun yanında asitli içecekler depresyona davet çıkarırken uzun süreli kullanımlarda da beyin fonksiyonlarını yavaşlattığı bilinmektedir. Gazlı içeceklerin içinde bulunan şeker gibi maddeler aşırı tüketimde ek olarak astım, egzama, diyabet, böbrek taşı oluşumu, ileriki safhalarda böbrek yetmezliği, diş çürümeleri gibi birçok hastalığa davetiye çıkarabilir.

6- “Çekirdekli gıdalar apandisite yol açar”: Apandisitin beslenmeyle doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Ancak küçük çocuklara çekirdekli gıdalar verilirken dikkatli olunmalıdır. Ayrıca çekirdek ya da başka bir faktör olmaksızın, vücudun kendi yaptığı “fekalit” adı verilen taşlaşmış dışkı da deliği tıkayabilir ve apandisit oluşumuna ve buna bağlı sorunlara yol açabilir.

7- “Zeytinyağı kabızlığı geçirir”: Zeytin, üzerine dökülen kekik ve zeytinyağı ile tüketildiğinde kabızlık sorununa iyi gelmektedir. Zeytinyağı bağırsaktan yiyecek geçişini sağladığı için aç karnına 1 tatlı kaşığı zeytinyağı tüketmek faydalı olacaktır. Ancak beslenme konusu her hastada aynı etkiyi vermeyebilir. Birine iyi gelen bir besin, diğer bir kişiye iyi gelmeyebilir. Beslenme konusunda daha temkinli bir şekilde deneme yanılma yöntemini uygulamak doğru olacaktır. Bir besine büyük anlam yüklemek doğru değildir. Bağırsak hareketlerinde değişiklik, dışkılamanın sıklığında ve hacminde değişiklik meydana gelirse tıbbi yardım almakta fayda vardır. Kabızlık belirtileri üç haftadan uzun sürerse bir gastroenteoroloji uzmanına başvurulmalıdır. Kabızlığın birçok sebebi olacağı unutulmamalıdır. Bu sebeplerin araştırılması ve tedavinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi için uzman yardımı almak önemlidir.