'Tek parti ekonomiyi düzlüğe çıkarır'

Kahramanmaraşlı SMMM Atila Genç, Türkiye'nin barışa en yakın noktada bulunduğunu belirterek, ekonomide de karamsarlığa gerek olmadığına dikkat çekti.

Daha önceki dönemlerde siyasi belirsizliğin her zaman ekonomiyi zorladığını ve tek partinin sandıktan çıktığı bir ortamda ekonominin düzlüğe çıkacağını dile getiren Genç: “Doğal olarak gelecek beklentisi özellikle yatırımcı kuruluşlarda belirsizlikler yerine hangi çizgilerle gideceğiz umudu yükselmiştir. Belirsizlik nedeniyle yabancı sermayenin, ne yapacağı hususunda kestirmeler yapmak zor. Ancak görülen o ki, Türkiye barışa daha yakın olduğu bir noktadadır. Tabi ki olumsuz yorumlar da yapılabilir benim bakışım Türkiye’nin barışa ve huzura çok daha yakın noktada olduğu, ekonomik sorunları düzeltecek, bir hükümete kavuşma sansının yüksek olduğu doğrultusundadır. Bu nedenle Ekonomide karamsarlığa gerek olmadığını düşünüyoruz. Döviz fiyatlarındaki dalgalanmalar, dış ticaret hacmindeki azalmalar-çoğalmalar bunlar ekonominin doğasında her dönemde, tek partili dönemlerde de olan iniş çıkışlardır” şeklinde konuştu.

Türkiye ekonomisinde döviz kurlarının, faizlerin ve hisse senedi piyasasının yüzde 60 oranında FED ve uluslararası, yüzde 40 oranında ise iç siyasi ve ekonomik başlıkların etkisinde olduğunu söyleyen Genç, Türkiye’de hükümetin tek partili olarak kurulması  ihtimalinin güçlenmesi ve terör eylemlerinin hız kaybetmesi halinde piyasalarda hızlı bir normalleşme sürecinin gerçekleşeceğini belirtti.

 

“HEM FIRSAT HEM DE TEHDİT”

Genç sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Türkiye ekonomisinin son dönemde, küresel ve ulusal gelişmelerin yoğun yaşandığı karmaşık bir süreçten geçiyor, bu anlamda ekonominin güçlü ve zayıf yönlerinin yanında bolca fırsat ve tehdidi de barındıran bir tabloyla karşı karşıya. Türkiye’nin istikrarını tesis edip uzun süre korumuş ve ciddi büyüme potansiyeli olan bir ekonomiye sahip. Mali disiplini güçlü, borç oranı nispeten düşük, bankacılığı kuvvetli bir yapıdan bahsediyoruz. Dinamik nüfusuyla da gelecek vaat eden bir ekonomi. Bununla birlikte, gelinen noktada, ekonominin yıllardır güç aldığı siyasi istikrara dair bir geçiş dönemindeyiz. Dolayısıyla bu dayanağın, güç hanesinden zayıflık hanesine geçmemesi kritik önem arz ediyor. Bu bağlamda, hükümetin şekillenmesindeki süreç, ekonominin geleceğine dair en temel faktör.”