Su hayattır, can almasın!

Havaların ısınmasıyla beraber, serinlemek amacıyla girilen sulama kanalları, gölet ve barajlarda boğulma vakaları, bu sene de görülmeye başlandı. Bu alanların serinlemek için uygun yerler olmadığının yeterince anlatılması gerekiyor.


Su hayattır, can almasın!

AMACI DIŞINDA KULLANILMAMALI

Geçtiğimiz hafta içerisinde 2 kişinin Kılavuzlu Sulama Kanalında boğularak hayatını kaybetmesi; su zengini Kahramanmaraş’a 2015 yılının acısını hatırlattı. Şehrimizde, geçtiğimiz yıl sadece yaz aylarında 20 civarında vatandaşımız, boğularak hayatını kaybetmişti. Aynı acıların bu sene de yaşanmaması için baraj, gölet ve sulama kanallarının serinlemek amaçlı yapılmadığının ve tehlikeli olduğunun çok iyi anlatılması gerekiyor. Konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Devlet Su İşleri 20. Bölge Müdürü Emrah Köleoğlu, bu alanların amacı dışında kullanımının çok tehlikeli ve yasak olduğuna dikkat çekerek herhangi bir can ve mal kaybı meydana gelmemesi açısından hem inşaat aşamasında hem de işletme aşamasında uzak durulması gerektiğini söyledi.

 

EN İYİ KORUYUCU ÖNLEM BİLİNÇLENMEDİR

Gölet, baraj ve sulama kanallarında, elzem olan her türlü koruyucu önlemlerin alındığını; ancak insanların yine de serinlemek için bu alanlara girdiğini kaydeden Köleoğlu, bu konuda en iyi koruyucu önlemin bilinçlenme olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Yasak olmasına rağmen bu tesisleri yüzmek için kullananların genellikle okul çağındaki çocuklar ve gençler olduğu görülmektedir. Dolayısıyla anne-babaların bu konuda daha duyarlı olmaları gerekmektedir. Okullarda, öğrencilere sulama kanalları ve göletlere yüzmek amacıyla girmenin tehlikeleri hakkında eğitim verilebilir. İnsanların bu konuda sorumluluklarını bilmeleri ve etraflarına bunu yaymaları, en iyi koruyucu önlem olacaktır.”

 

Suyun hayat verdiğini ancak doğru kullanılmadığı takdirde can aldığını belirten Devlet Su İşleri 20. Bölge Müdürü Emrah Köleoğlu; baraj gölet ve sulama kanallarının amacının dışında kullanılmaması gerektiğini söyledi.

DSİ projelerinin, toplumun refah seviyesini yükseltme amacıyla hazırlanan projeler olduğunu ifade eden Köleoğlu, “Kahramanmaraş ilimizde baraj, gölet ve sulama kanalları gibi su potansiyelinin değerlendirilmesine yönelik yapılar her geçen gün artmaktadır. Bu durum ilimizin kalkınması ve hemşerilerimizin refah seviyesinin yükselmesi anlamına gelmektedir. Bu tesislerin yapılması, aynı zamanda, insanların rahat bir nefes alacağı kilometrelerce uzunluktaki kanal ve su kıyısı anlamına gelmektedir” dedi. Sulama kanalı, baraj ve göletler yüzmek ve serinlemek için uygun yerler olmadığına işaret eden DSİ 20. Bölge Müdürü Emrah Köleoğlu, şu açıklamalarda bulundu: “Amacı dışında kullanımı çok tehlikeli ve yasaktır. Herhangi bir can ve mal kaybı meydana gelmemesi açısından hem inşaat aşamasında hem de işletme aşamasında koruyucu önlemler alınmaktadır. Kanalların etrafı tel ile çevrilmekte, kanal boyunca uyarı levhaları yerleştirilmektedir. Her yıl kanallara su verilmeden önce resmi yollarla muhtarlıklar bilgilendirilmekte,  okul ve cami hoparlörlerinden vatandaşlar suya girmemeleri konusunda uyarılmaktadırlar. Kanal boyunca ilgili Kurumlara ait görevliler kontroller yapmakta vatandaşları suya girmemeleri konusunda uyarmaktadırlar. Ancak, hem ekonomik gelişme hem de kırsal rekreasyon alanlarının oluşması açısından olumlu olan bu tesislerde, yapılan tüm uyarılara ve alınan önlemlere rağmen, maalesef, hemen her yıl boğulma vakaları görülmektedir.” Tüm bunların koruyucu önlemlerin, bu vakaların önüne geçmediğini dile getiren Köleoğlu, en iyi koruyucu yöntemin, toplumun her tabakasının bilinçlenmesi olduğunu aktararak şu ifadelere yer verdi: “Bu durum gösteriyor ki; ne kadar koruyucu önlemler alınırsa alınsın, asıl olan insanların bilinçlenmesidir. Yasak olmasına rağmen bu tesisleri yüzmek için kullananların genellikle okul çağındaki çocuklar ve gençler olduğu görülmektedir. Dolayısıyla anne-babaların bu konuda daha duyarlı olmaları gerekmektedir. Okullarda, öğrencilere sulama kanalları ve göletlere yüzmek amacıyla girmenin tehlikeleri hakkında eğitim verilebilir. İnsanların bu konuda sorumluluklarını bilmeleri ve etraflarına bunu yaymaları, en iyi koruyucu önlem olacaktır.” (KENAN ONARAN)