Bir öğretmenin gözyaşıyla yazılan şehadet: Ayla Kara öğretmenin ardından yürek dağlayan veda

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleştirilen menfur saldırı, eğitim camiasını ve tüm Türkiye’yi yasa boğdu.


Bir öğretmenin gözyaşıyla yazılan şehadet: Ayla Kara öğretmenin ardından yürek dağlayan veda

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleştirilen menfur saldırı, eğitim camiasını ve tüm Türkiye’yi yasa boğdu. Öğrencilerini korumak için kendini siper eden öğretmen Ayla Kara, görevi başında can vererek bir kez daha gösterdi ki; öğretmenlik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir duruş, bir fedakârlık ve gerektiğinde can pahasına bir kahramanlıktır. Geride gözyaşı içinde bir eş ve üç evlat bırakan Ayla Öğretmen’in cenazesinde yükselen “Anneciğim” feryatları, yürekleri dağladı. EĞİTİM-BİR-SEN Kahramanmaraş 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Çetin, köşesinde bu fedakârlığı “şehadet” olarak nitelendirirken, yetkililere çağrıda bulundu: Görevi başında öğrencileri uğruna hayatını kaybeden eğitim çalışanları, yasal olarak da şehit statüsünde değerlendirilmelidir.

İşte Mehmet Çetin’in o yürek burkan köşe yazısı:

BİR ÖĞRETMENİN KAHRAMANLIK HİKAYESİ: AYLA KARA…

Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde, Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan o menfur saldırı, yalnızca bir eğitim neferini değil; bir annenin şefkatini, bir eşin yoldaşlığını ve bir milletin vicdanını hedef aldı. Bugün geriye, yürekleri dağlayan bir hikâye ve asla unutulmayacak bir fedakârlık kaldı: Ayla Kara…

Ayla Öğretmen, sadece görevini yapan bir eğitimci değildi. O, öğrencilerini kendi evladı gibi gören, onların mutluluğunu kendi mutluluğu bilen, geleceği ilmek ilmek işleyen bir gönül insanıydı. Ve o gün, karanlığın en keskin anında, bir öğretmenin ne demek olduğunu herkese bir kez daha gösterdi. Kendi hayatını hiçe sayarak öğrencilerini korumak için kendini siper etti. Bu fedakârlık, sıradan bir vazife anlayışının ötesinde; inancımızda ve milletimizin vicdanında “şehadet” olarak karşılık bulan yüce bir mertebenin ifadesidir. Ayla öğretmen, görevini ifa ederken canını feda ederek şehadete yürümüştür.

Geride gözü yaşlı bir eş ve üç evlat bıraktı Ayla Öğretmen… En ağır yük de onların omuzlarında şimdi. Bir annenin yokluğu, hiçbir kelimenin dolduramayacağı bir boşluktur. Nitekim Perşembe günü Tekir Mahallesi’ndeki aile mezarlığında toprağa verilirken, çocuklarının “Anne… Anneciğim…” diye yükselen feryatları, yalnızca orada bulunan yüzlerce insanın değil, tüm bir toplumun yüreğine kor gibi düştü. O an, zaman durdu; gözyaşları konuştu, kelimeler sustu.

Cenaze namazında saf tutan yüzlerce insan, aslında bir öğretmeni değil; bir şehidi uğurladı. Bir değeri, bir adanmışlığı, bir insanlık örneğini omuzlarında taşıdı. Her bir omuz, onun fedakârlığına şahitlik etti. Her bir dua, onun tertemiz hatırasına yükseldi. Ve o kalabalık, bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Gerçek öğretmenler, yalnızca ders anlatmaz; gerektiğinde canını ortaya koyar ve bu uğurda şehadete yürür.

Bugün Ayla Öğretmen aramızda değil. Ama onun bıraktığı iz, yetiştirdiği öğrencilerde, dokunduğu hayatlarda ve en önemlisi de gösterdiği o tarifsiz cesarette yaşamaya devam edecek. O, bir mesleğin değil; bir vicdanın, bir merhametin ve bir adanmışlığın adı olarak hafızalara kazınmıştır.

Bu elim hadise, bizlere sadece derin bir acı bırakmamış; aynı zamanda büyük bir sorumluluğu da omuzlarımıza yüklemiştir. Buradan yetkililere açık ve net bir çağrıda bulunuyoruz:

Görevi başında, öğrencilerini korumak uğruna hayatını feda ederek şehadete kavuşan eğitim çalışanlarımızın, yasal olarak da “şehit” statüsünde değerlendirilmesi artık bir zaruret haline gelmiştir. Bu fedakârlığın karşılığı, yalnızca gönüllerde değil; hukuk nezdinde de teslim edilmelidir. Ayla Öğretmen gibi nice eğitim neferinin hatırasına ve geride bıraktıkları emanetlere karşı bu, millet olarak boynumuzun borcudur.

Ayla Öğretmen… Sen, öğrencilerin için canını feda eden bir şehit olarak bu milletin kalbinde yaşayacaksın. Geride bıraktığın emanetler, yalnızca ailene değil; bu ülkenin vicdanına emanet. Ve bizler, seni unutmayacağız.

Ruhun şad, mekânın cennet olsun.