Kahramanmaraş amatör küme takımlarından Büyüksırspor Kulübü Oyuncusu Mustafa Kurt, 6 Haziran 2011 Pazartesi günü serinlemek için sır barajına girmiş boğularak hayatını kaybetmişti. 22 yaşındaki Mustafa Kurt’un adını yaşatmak, ona saygı ve sevgilerini göstermek için Büyüksırspor Kulübü tarafından 10 CUP Mustafa Kurt 2.Turnuvasını düzenledi. Bilindiği gibi Büyüksırspor Kulüp Başkanı İsmail Avanoğlu ile genç oyuncunun takım arkadaşları Kurt’un 10 numara formasını, oyunculardan hiç kimseye giydirmeme kararı almışlardı. Kurt’a ait 10 numara forma, çerçeveletilip kulüp lokaline asılacağı ilan edilen Büyüksırspor şimdi de Turnuva hazırlığına girdi. Çiçeği burnunda kaptanın takıma büyük katkılarından bahseden Büyüksırspor Kulüp Başkanı İsmail Avanoğlu, takımın 1. amatör kümeye çıkmasıyla birlikte genç kaptanlarını talihsiz bir şekilde kaybettiklerini ifade ederek, 6 Haziran 2011 tarihinde serinlemek için girdiği sır barajın da boğularak hayatını kaybeden takım kaptanlarını Futbol turnuvası ile anılması ile alakalı Rahmetli Kurt’u futbola kazandıran Osman Köse şu ifadelerle Mustafa Kurt’u anlattı; “11 yaşındaydı ....üzerinde solmuş bir eşofman takımı vardı .....üç kişiydiler ....diğer ikisi çok yırtık ve giriş gendi.....bu çocuk çok mağrur duruyordu...sanki hayatın bütün şifresini çözmüş sanki büyümüşte küçülmüş bir hali vardı...sanki bir yerlerde unutulmuş ..hiç kimse hatırlamamış ..sanki unuttuğum birşeyi hatırlatıyor gibi hissettiriyordu bana ...sanki yıllar önce dinlediğimiz bir şarkı ancak paslanan kulağımızın pasını siliyordu... bir derdi olduğu belliydi ...sanki böyle protest , birşeylere alttan alttan karşı çıkan bir şarkı sözüne benziyordu ...hemen antrenmanlara davet ettim ...çok sevinmişti ama belli etmemeye çalışıyordu ...sanki sevindiğimi belli edersem bir daha beni çağırmaz diye sevinmiyordu bir futbol takımında oynayacağına....ve antrenmanlara katıldı ..çok yetenekli değildi ama bilekleri çok esnekti...hızlıydı çabuk ve seriydi.. Yani futbol deyimiyle ''fırfır''dı ..sağbek de denedim ilk önce ..başarılı oldu ..ama takımın yaş olarak en küçük sporcusu olduğu için hep yedek bırakıyordum.. Ancak bir kaç yıl sonra takımın en yetenekli sporcusu ve ''10'' numarası oldu .oynamadığı mevki atmadığı gol şekli kalmadı.. bir tek kendisi 89 doğumluydu ..arkadaşları 88, 87, 86 doğumluydu....onun için ilk resmi maçımızda yani başladığımızdan 14 ay sonra ki K.MARAŞ 14 yaş altı futbol ligi müsabakası olan BÜYÜKSIRSPOR-Kümbetspor maçında ilk onbir de değildi...kızmıştı bana biliyordum ..çünkü 14 ay boyunca hem bir ayakkabıcı da çıraklık yapıyor hem okula gidiyor hem antrenmanlara katılıyor buradan arta kalan zamanlarında ise babası ile birlikte diğer 4 kardeşine bakabilmek için dondurma satıyordu...işçi bir babanın bir çocuğu olarak daha 7 yaşındayken hayatın gerçekleriyle tanışmıştı....bana kızdığını bildirmemeye çalşıyordu..çünkü beni çok seviyordu bunu biliyordum .eğer bana kızdığını belli ederse ben kırılırım diye korkuyordu....işte böyleydi onun bana olan sevgisi… Sanki böyle bir lise aşkı gibi yada ne bilim nicelikli değil nitelikli bir aşka benziyordu... Sonra aradan bir kaç yıl geçti... Bir gün evimin kapısı çaldı ...kapıyı açtığımda o gelmişti...bir sorun olduğu belliydi ..içeri davet ettim girmedi içeri ısrar edince girdi içeriye ...sanki böyle birşeylere kızmış kimseye belli etmemeye çalışıyordu.. sordum söylemedi ...yanında arkadaşıyla gelmişti ona sordum o da sadece şunu söyledi takımı bırakacakmış hocam dedi ...bu sözü söyleyince arkadaşı kendisi hüngür hüngür ağlamaya başladı ...gitmek istedi kolundan tuttum ..oturttum ..yine de ağlamaya devam ediyordu ...sonunda arkadaşı anlatmıştı ....bir gün şehre ünlü bir sanatçı konser yapmaya gelmiş...garibim de babası ile dondurma satıyormuş.. İnsanlar kalabalıklar var etrafta... Bu kalabalıktan faydalanıp ekmek parası kazanmaya çalışıyorlar... Ama onun aklına bir fikir gelmiş ..babasına, baba içeri girelim daha fazla satarız demiş...babası oğlum bilet çok pahalı girmeyelim demiş...bu arada bizim kulübün yöneticisi konser bileti satıyor ..O bunu görmüş ,aklına bir fikir gelmiş...nasılsa benden para istemez diyerek iki bilet istemiş üstelik kulüp yöneticisi onu tanımamış bile.. kulüp yöneticisinden red cevabını alınca yıkılmış.....iki dondurma fazla satabilmek için futbol oynadığı kulübün yöneticisinden 2 bilet rica ediyor ancak red cevabı alıyor ..babasına karşı mahcup oluyor ..çünkü babasına ''baba bak bizim kulübün yöneticisi ben ondan iki bilet alırım diyor... Ancak red cevabı alıyor. Bu tam bir yıkım ...işte buna çok içerliyor bu çocuk ..babası ona , kendi sporcusuna iki bilet vermeyen yöneticinin kulübünde ne işin var diyor ..ve takımı bırakmak zorunda kalıyor...bana da bunu söylemeye gelmiş....ayrılmak istemiyor takımdan ancak babasını da geçemiyor...işte bu kadar çok seviyordu o çocuk bu kulübü...bende o gün bir karar aldım o çocuğu zorda olsa ikna ettim babası ile konuştum ..futbola yeniden dönmesini sağladım ..ve o gün o çocuğa o büyük yüreğine karşı kayıtsız kalmamak için onu o gün takım kaptanı yapmıştım… O kaptan o günden sonra 16 yaşında genç takım kaptanı ..17 yaşında ise bütün kulübün saygı duyacağı bir kaptan oldu ..ve işte bugün onun gibi karakterli , olgun, mağrur ve adam gibi adam olan adamı anmak için bir etkinlik gerçekleştiriliyor ..o çocuğun adı Mustafa Kurt... O adam unutulmaz… o adamı anlatmak boş kelimeler kifayetsiz yaşamak lazım ..bunu kimse anlamaz anlayamaz ..fidan-midan Dumlupınar, arsan-marsan hiç kimse anlayamaz… Kendi kulübü olan BÜYÜKSIRSPOR bile onu tam olarak kavrayamamıştır... Kavrayamaz da...ama yine de bu turnuvaya emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.. O çocuğu o Mustafa'yı futbola kazandıran ben Osman Köse olarak” dedi.



YORUMLAR