Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kritik uyarı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik uyarı

Yeni eğitim öğretim yılı başlangıcında kritik bir uyarıda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan," Bugün itibariyle Türkiye eğitim-öğretim alanında sıçrama yapacak konuma ulaşmıştır. Çok ciddi bir uluslararası kuşatma altındayız. Bizim de artık daha farklı projeleri gündemimize almamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

19 Eylül 2018 - 04:17

Kabataş Lisesi'nde düzenlenen 2018-2019 eğitim öğretim yılı açılış törenine katılan Erdoğan, yeni eğitim öğretim döneminin öğretmen ve öğrenciler başta olmak üzere bütün eğitim öğretim camiasına ve millete hayırlı olmasını diledi.

Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan  tüm öğretmenlere selamlarını ileten Erdoğan, "Kendilerine evlatlarımızın eğitim ve öğretimine harcadıkları emek ve fedakarlık için şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Yine bu eğitim öğretim sezonunda ilk defa okulla tanışmanın heyecanını yaşayan yavrularımızla beraber tüm çocuklarımıza da Rabbimden başarılar diliyorum. Bu vesileyle görevi başında şehit olanlarla afetlerde, kazalarda yitirdiğimiz öğretmenlerimiz başta olmak üzere vefat eden tüm öğretmenlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum." diye konuştu.

 Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 2018-2019 eğitim-öğretim yılının yeni bir doğuşun, yeni bir şahlanışın arefesinde olan Türkiye'nin daha büyük atılımlara imza atmasına vesile olacağını belirterek, yeni yönetim modeli sayesinde etkinliği ve sorun çözme kapasitesi artan bakanlıkların bu dönemde hayata geçirecekleri reform ve çalışmalarla Türkiye'nin önünde yeni ufuklar açacağını anlattı.

 Her eğitim öğretim döneminde olduğu gibi bu yılı da Türkiye'nin aydınlık yarınlarına giden yolda yeni bir başlangıç ve altın bir fırsat olarak gördüklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

 "Hele hele bu yıl Kabataş Lisesi'nde özellikle binde 2 gibi yüksek oranda seçkin bir öğrenci kalitesini almış olmak, yakalamış olmak, Kabataş Lisesi'nin geleceğe yönelik ne gibi umutlar vadettiğini ortaya koyması bakımından çok çok önemli. Türkiye'nin geleceğinde  Allah ömür verirse ben de bakacağım 'filanca Cumhurbaşkanı acaba Kabataş'tan mı çıktı?',  veya filanca bakanlar veya herhangi bir kurumun başında Kabataş'tan mı mezun olanlar, o konuşmayı yaptığım gün orada öğrenci olanlardan var diye arayacağım." ifadelerini kullandı.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin güçlü ve müreffeh geleceğine damgasını vuran gençlerin okullarının sıralarından geçeceğini, bundan hiç şüphe olmadığını anlatarak, bu yıl okula başladıkları için yüreği kıpır kıpır olan miniklerin, inşallah 2053 ve 2071 Türkiyesi'nin kurucuları, liderleri ve öncüleri olacağını kaydetti.

Yeni ve büyük Türkiye'nin mimarlarının, öğretmenlerin maharetli ellerinden bu salondan ve bu sınıflardan, bu okullardan yetişeceğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

 "İnsanı merkeze alan, insanı, eşrefi mahlukat yani yaradılmışların en şereflisi olarak gören bir medeniyetin temsilcileri olarak iktidara geldiğimiz ilk günden beri eğitim öğretim konusuna önem ve öncelik veriyoruz. Sadece öğretim yeterli değildir. Biz  eğitim ve öğretimi bütünleştirmek suretiyle geleceğe yürüyeceğiz. Sadece öğretim, ama pratiği yok, eksik... Onun için teoriyle pratiği birleştirmek suretiyle geleceğe yürümemiz lazım. O bakımdan bu çok önem arz ediyor. 2002'de göreve geldiğimizde ülkemizi üzerinde yükselteceğimiz  4 sütunu, eğitim, sağlık, adalet,  emniyet olarak ifade etmiştik. Böyle ilan ettik. Bu anlayışla eğitim sistemimizin eksikliklerin gidermek, çağın gerektirdiği bir yapıya kavuşmasını sağlamak, birikmiş sorunlarına çözüm bulmak için son 16 yılda büyük adımlar attık. Eğitim öğretim gibi vatandaşın hayatını doğrudan ilgilendiren konularda reformlara imza atmak sadece vizyon değil aynı zamanda cesaret işidir. Bizden önceki hükümetlerin göstermesi gereken kararlılığı bizler gösterdik."

 Erdoğan, diğer meselelerde olduğu gibi bu meselede de asla "Böyle gelmiş böyle gider" kolaycılığına kapılmadıklarına vurgu yaparak, kimi güç odaklarının hışmını üzerlerine çekme pahasına bu alanda köklü reformlar gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

 Özellikle tek tipçi, yasakçı, öğrencinin tekamülü yerine formatlanmasını esas alan eski eğitim öğretim mantalitesini bir daha geri gelmemek üzere  rafa kaldırdıklarına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

 "Eğitim öğretim sistemimizi komplekslerinden kurtararak çok daha özgürlükçü, çok daha demokratik,  çok daha sorgulayıcı bir yapıya kavuşturduk. Bilhassa uzun yıllar ihmal edilmiş olan eğitim öğretim altyapısının güçlendirilmesi ve standartlarının yükseltilmesi noktasında ciddi çabalar harcadık ancak, gerek altyapı, gerek içerik konusunda hayata geçirdiğimiz politikalar belli kesimler tarafından sürekli engellenmek istendi. Fatih projesinden seçmeli derslere, imam hatiplerin orta kısımlarının açılmasından 4+4+4 sistemine karşı attığımız her adım anlamsız bir inatla, bir dirençle karşılaştı. Bu direnç asla milletimizden, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizden gelmedi. Daha çok eğitim öğretim konusunu, ideolojik çekişmelerinin aracı haline getiren çevrelerden geldi. Eğitim öğretimin millileşmesine, milletin kadim değerleri, talepleri ve ihtiyaçlarıyla barışmasına karşı en güçlü tepkiyi eğitim öğretimi tekellerinde gören bu kesimler gösterdi. Dün olduğu gibi bu gün de zaman zaman aynı çevrelerin çağ dışı tepkileriyle karşılaşıyoruz ama biz bunlara aldırmadan yolumuza devam kararlılığıyla yürüyoruz."

"KIŞKIRTMALARINA PRİM VERMEDEN REFORM ÇALIŞMALARIMIZI DEVAM ETTİRDİK"

 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hiçbir başarıya zahmetsiz ulaşılamayacağını vurgulayarak, "Atalarımızın deyimiyle 'zahmet olmadan rahmet de olmaz' Önüne çıkan engellere bakıp da bundan yılan, vazgeçen hiç kimse menzile, maksuda ulaşamaz. Biz diğer alanlarda olduğu gibi eğitim konusunda önümüze çıkarılan engellere aldırmadık. Meseleye ideolojik, at gözlüğüyle bakan çevrelerin kışkırtmalarına prim vermeden reform çalışmalarımızı devam ettirdik. Allah'a hamdolsun bu konuda önemli başarılara imza attık." değerlendirmesini yaptı.

 Geriye dönüp baktıklarında verdikleri sözlerin neredeyse tamamını yerine getirdiklerini anlatan Erdoğan, görev geldiklerinde Türkiye'de öğretmen sayısının 526 bin olduğuna vurgu yaptı.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 16 yılda 605 bin 450 yeni öğretmen ataması yaparak bu rakamı 920 binin üzerine çıkardıklarını dile getirerek, "Niye? Çünkü öğretmen olmadan hele hele vasıflı öğretmen olmadan, vasıflı gençlik yetiştiremezsiniz. Hocam derdi ki evladım, bir gün bir öğrencim bir mektup yazdı, tabii Osmanlı'daki o cümlelerin edebi çok çok farklı. 'Membağı, ilmü, feyzü, bereketlü hocam' yani 'ilmin, feyzin, bereketin kaynağı olan hocam.' Başlangıç bu... Bu kadar kibar, bu kadar edibane bir şekilde öğrenci öğretmenine mektup yazıyor. Bu tabii öğrenci, öğretmen ilişkisini kurması bakımından çok çok önemli. Ben inanıyorum ki şu anda Kabataş'tan konuşuruz ama tüm  Türkiye bizi dinliyor ve tüm Türkiye'de de elinde satırla dolaşan gençlik değil, elinde bilgisayarıyla kitabıyla kalemiyle dolaşan bir gençlik olarak ben karşımda sizi görüyorum. Siz farklısınız, onun için de yeniden büyük Türkiye'nin imarında sizlerin hamuru, sizlerin bu noktadaki adeta bir nakkaş, bir mimar özelliği içinde oradaki harcı çok büyük fark tesis edecek."

Erdoğan, şöyle konuştu:

 "Hz. Ali efendimizin kendisine ithaf edilen şu hikmetli söz tam da bu gerçeği ifade ediyor. Hz. Ali -Radıyallahu anh- çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacağa çağa göre yetiştirin buyuruyor. Tek yönlü bir eğitim-öğretim yerine, zengin öğrenme ortamlarının gündeme geldiği, sıra dışı modellerin tartışıldığı günümüzde bizim de artık daha farklı projeleri gündemimize almamız gerekiyor. Eğitim-öğretim sistemimizi çocuklarımıza öz güven duygusu kazandıracak, atılım ruhu aşılayacak, pergelin bir ayağını değerlerimize ve ülkemize sabitleyip, diğer ayağıyla tüm dünyayı dolaşacak şekilde inşa etmeliyiz. Çocuklarımızı belli kalıplara göre formatlamak yerine, yaradılıştan sahip oldukları, Allah'ın onlara lütfu olan özelliklerini keşfettirecek biçimde evlatlarımıza yaklaşmalıyız."

 "Bugün sınıflarımızdaki temel sorun dikkat ve konsantrasyon eksikliğidir. Evlatlarımızın çoğu bedenen sınıftalar ancak zihnen başka yerdeler. Zira çok ciddi bir uluslararası kuşatma altındayız." diyen Erdoğan, bu duruma dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

 "Bu durumu değiştirecek, öğrencilerimizin sınıfa, derse, okuldaki aktivitelere ilgisini en üst düzeye çıkaracak yenilikleri süratle uygulamaya koymalıyız. Özellikle mesleki eğitimle iş hayatını birleştirecek projelere ivme kazandırmamız önem arz ediyor. İş tam anlamıyla ancak işte öğrenilir. Pratiğe dökülmeyen her bilgi bir müddet sonra unutulmaya mahkumdur. Bu açıdan Milli Eğitim Bakanlığımızın turizm meslek liseleri, sağlık meslek liseleri, motor meslek liseleri gibi bütün meslek okullarımızda okuyan öğrencilerimize pratik kazandırmayı amaçlayan çalışmalarını son derece önemsiyorum. Aynı şekilde Organize Sanayi Bölgelerinde açılan meslek liseleriyle de aynı neticeyi elde etmeyi hedefliyoruz."

 Dünyanın ileri teknolojiye sahip ülkelerinde benzer sistemin hayata geçirildiğini aktaran Erdoğan, "Dünyada artık gelişmiş ülkelerde, bilgisayar teknolojilerinin ileri aşamalara geldiği ülkelerde bu tür organize sanayi bölgelerinin içerisinde meslek liselerini görürsünüz. Yarım gün orada teoriyi alır sonra belli de bir ücretle gelir oradaki diyelim ki Samsung'un fabrikasında üretime katılır. Bizim bunu aynen yapmamızın önünde bir mani yok. Aynen bunları yapacağız. Bu uygulamanın faydalarını inşallah her alanda göreceğimize inanıyorum." diye konuştu.

 2012 yılında uygulamaya geçirilen Fatih Projesi ile yaklaşık 633 bin sınıfın tamamına etkileşimli tahta yerleştirdiklerini belirten Erdoğan, yaklaşık 1,5 milyon tablet bilgisayarın liselerdeki öğretmen ve öğrencilere dağıtımını sağladıklarını, Türkiye'de ilk defa sosyal bilimler ve spor liselerini kurduklarını, bilim ve sanat merkezi sayısını da 18'den 135'e yükselttiklerini ifade etti.

 Spor salonu sayısını 2 bin 791'den 9 bin 79'a çıkardıklarını aktaran Erdoğan, "Bizim okullarımızda da beden eğitimi derslerini yaptığımız yerler vardı. Nasıldı biliyor musunuz? Şu andaki sınıflarınız gibiydi. Orada beden eğitimi dersi yapardık. Hala böyle mi yapacağız beden eğitimi veya spor derslerini? Artık spor salonlarımızın olması lazım. Hatta gerekirse belediyelerin spor salonlarına öğrencilerimizi naklederek, buralarda çalışma yapmamız lazım. Rahatlıkla spor aktivitelerinin buralarda yürümesi lazım." diye konuştu.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, laboratuvar sayısını 22 binden 32 bine taşıdıklarını, okullara 2 bin 84 elektronik kütüphane kazandırdıklarını, bunların hep AK Parti döneminde yapıldığını, 2002'de sadece 58 tane Fen Lisesi varken bugün bu sayının 310'a yükseldiğini kaydetti.

 Üniversiteye girişte katsayı engelini kaldırarak, öğrencilerin ayrımcılığa maruz kalmasının önüne geçtiklerini anlatan Erdoğan, "28 Şubat döneminde pek  çoğunun kapısına kilit vurulan imam hatip okullarımızın sayılarını milletimizin taleplerine uygun şekilde arttırdık. Okul öncesi eğitim öğretimi süratle yaygınlaştırıyoruz. Eğitim öğretimde fırsat eşitliği de üzerinde en ciddi ve en hassas şekilde durduğumuz konular arasında yer alıyor. Buna mecburuz. Erkekler okuduğu kadar kızlar da okusun istiyoruz. Onun için de eşimle birlikte Şanlıurfa'da başlattığımız o süreç yayılarak devam ediyor." diye konuştu.

 Zengin kadar fakirin de en kaliteli eğitim ve öğretim imkanına kavuşmasını istediklerini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

 "Büyükşehirdeki imkanların en ücra köylerimize kadar ulaşmasını, 81 milyonun her bir ferdinin aynı fırsatlardan yararlanmasını istiyoruz. Eğitim öğretim desteklerimizle hiçbir evladımızın maddi imkansızlık sebebiyle okuldan mahrum kalmamasını sağlamaya çalışıyoruz. Çok gariptir. İşte bizim öğretim dönemimizde benim sınıfımda 75 öğrenci vardı. Herhalde burada 30'un üzerinde öğrenci var mı? Yok değil mi? Bakın 30 öğrenci var Burası Kabataş Lisesi ve Anadolu'nun birçok yerinde 100'ün üzerinde öğrencinin okuduğu sınıflar vardı. Ben İstanbul'da 75 kişilik sınıflarda okudum. Bu sınıflarda kalite ne kadar olabilir düşünün. Ama öğrenci sayısı ne kadar azalırsa, öğrenci ile öğretmen arasındaki bilgi alışverişi o kadar güçlü olacaktır. Şu anda bu seviyedeyiz. Bunları mümkün olduğunca bütün okullarımızda hakim kılmanın gayreti içindeyiz."

"TÜRKİYE, EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE ARTIK SIÇRAMA YAPACAK"

 "Artık ailelerimiz şu soruyu da soruyor? 'Acaba kitaplarımızı alabilecek miyiz?' Eskiden kara kara düşünüyorlardı aileler." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

 "Biz kırtasiyeci dükkanlarında sırada beklerdik bir hafta. Kitabımızı alabilmek için. Bunları yaşadığımız için ben yaşadıklarımı anlatıyorum. Aramızdaki öğretmenlerimin de bir kısmı onlar da belki bunları aynen yaşadılar. Çünkü kırtasiyeciye kitap gelmiyordu ki. Defter, kalem aynı şekilde gelmiyordu ki. Bir hafta sonraya sipariş vermiş kırtasiyeci dükkanı sahibi. Ancak bunları temin edebiliyordu. Biz 'bunu aşacağız. Bir devlet olarak sıraların üzerine kitapları koyacağız ve eğitim öğretim başladığında bütün örencilerimiz kitaplarını sıralarının üzerinde bulacak. Ve bunu da en kalitelisinden yapacağız' dedik." ifadelerini kullandı.

 Öğrencilere seslenerek, "Siz teksir notunu bilir misiniz?" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

 "Demek ki bilen yok. Biz teksir kağıtlarıyla ders çalıştık. Bu saman kağıdı ve bu saman kağıdı da böyle garip bir makinada basılır. Mürekkebi dağılır, vesaire böyle garip bir şey. Ve biz bunu ağabeylerimizden paramızla satın almak isterdik. Onlar da vermezdi bize. Bu şartlarda okuduk. O zaman ne yapacaksın mecburen öğretmenimiz ders anlatacak biz de çalakalem notları aldık. Artık o devirler geride kaldı. Çünkü biz bunu yaşadık. Ama öğrencilerimizin bunları yaşamasını istemiyoruz. Dedik ki; 'birinci hamur kağıttan biz kitapları hazırlayıp masaların üzerine koyacağız.' Hatta bu sene bazıları provoke etmek istedi. Dediler ki; 'basmıyoruz.' Bu defa Milli Eğitim Bakanlığımız sağ olsun. Seferberlik ilan etti ve yine bu yıl sıralara bu kitapları yetiştirdik. Çünkü Türkiye artık bu noktalarda hele hele ilim noktasında bir yokluklar ülkesi olmayacak. Bunları aşacağız ve kaliteyi de teknolojiyi de hepsini yakalayan bir Türkiye olacağız."

 Çocukların geçmişte 50-60 kişilik sınıflarda kışın soğuk, yazın sıcaktan durulamayan derme çatma binalarda eğitim ve öğretim almak durumunda kaldığına dikkati çeken Erdoğan, öğretmenlerin de çocuklara en güzel şekilde eğitim ve öğretim vermenin yollarının dışında, başka sorunlarla ve sıkıntılarla adeta cebelleştiğini, ancak 16 yılda alt yapı konusunda atılan adımların meyvelerini vermeye başladığını belirtti.

 Erdoğan, bugün itibariyle Türkiye'nin eğitim ve öğretim alanında artık sıçrama yapacak, yeni bir hamle gerçekleştirecek konuma ulaştığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

 "Hayat, her gün yenilenen dinamik bir süreçtir. Güneş her sabah dünden ayrı bir güne, dünden daha farklı bir dünyaya doğar. Bu açılan değişim ve yenilik insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. İnsan oğlunu tekemmül ettiren yine değişim ihtiyacı ve arzusudur. Bilhassa günümüzde değişim dinamiklerinin çok daha hızlı bir şekilde çalıştığını görüyoruz. Bugün okul sıralarında oturan evlatlarımız ne bizim dönemimizle ne de anne babalarının günleriyle karşılaştırılamayacak çok farklı iklimde eğitimlerine başlıyor. Bizler çoğu zaman bir kaynak kitaba ulaşmak için şehrin bir başka ucundaki kütüphaneye gitmek zorunda kalıyorduk. Çocuklarımız ise bugün bilgisayar başına oturup birkaç tuşuna basarak, neredeyse insanlığı tüm birikimine kolayca ulaşabiliyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x