Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji
Uzmanı Dr. Hale Gökmen tahmini rakamlara göre, Türkiye’de her yıl 1500- 4500
civarı hastanın ALS tanısı aldığını, toplamda ise 8000-10.000 civarında hastanın
olduğunu belirtti. Gökmen “ALS hastalığının nedenini bugün tıp dünyası tam
olarak bulmuş değil. Bazı çalışmalar hastalığın sigara içenlerde, kurşun
zehirlenmesine maruz kalanlarda, askerlerde daha sık olduğunu gösteriyor. Yeni
keşfedilen NEK1 geni ise tedavi için şimdiden umut veriyor” dedi.
ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz), henüz kesin tedavisi
olmayan bir nörolojik hastalık. 1938 yılında, 35 yaşındayken hayatını kaybeden
ünlü ABD’li beyzbolcu Lou Gehrig’in adıyla da anılan ALS, hızlı ilerliyor. İstemli
hareketlerimizi yaparken kullandığımız kaslara emir götüren motor nöron adlı
hücrelerin, henüz bilmediğimiz bir nedenle dejenere olmaları, yani ölmelerine
bağlı olarak gelişiyor.
Buz Kovası (Ice Bucket Challenge) kampanyası,
hatırlanacağı gibi yakın zaman önce tüm dünyayı etkisi altına alarak ALS
hakkında büyük bir farkındalık yaratmıştı. Kampanyada, katılımcılar başlarından
aşağı bir kova buzlu suyu boca ediyorlar ve bunu yapmadan önce üç kişiye meydan
okuyorlardı. Bu nedenle meydan okudukları kişi de ya buz kovasını başından
aşağı dökmek ya da ALS hastaları için 100 dolar bağışlamak zorundaydı.
Kampanya, özellikle sosyal medyanın etkisiyle büyük bir başarı elde etti. Bill
Gates’ten Lady Gaga’ya kadar dünyaca ünlü pek çok isim, çektikleri videolar ve
yaptıkları bağışlarla kampanyaya destek oldu. İşte o desteklerin sonucunda
oluşan gelir yeni bilimsel araştırmalar için kullanıldı ve bu da hastalığın
tedavisinde yeni kapılar açacak bir genin keşfini beraberinde getirdi. Anadolu
Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Hale Gökmen bu genin keşfinin önemine
değinerek “Bu oldukça önemli bir gelişme. Çünkü ALS hastalığının tam olarak
nedenleri henüz bilinmiyor ve tıp dünyası bu konudaki pek çok araştırmayla
yoluna devam ediyor” açıklamasında bulundu.
Önce ellerde fark
ediliyor
Hastalık başladığında öncelikle ellerde güçsüzlük ve
incelmelerin fark edildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı
Dr. Hale Gökmen “Hastalıkla birlikte vücuttaki tüm kaslar tutulabiliyor. Bazen
hastalar yazı yazma, giyinirken düğme ilikleme gibi ince işlerde sorunlar
yaşadıklarında ya da bacaklarından birinde güçsüzlük fark edip doktora
başvurabiliyorlar. Belirgin olarak tüm vücutta olabilen seğirmeler de dikkat
çekiyor. Nadiren ise hastalık, yutma ile konuşma kaslarında başlıyor ve hasta
konuşmada zorlanma ya da seste değişmeyle doktora başvurabiliyor. Bazen peltek
konuşma ya da kaslarda güçsüzlükle birlikte sertlik ve kasılma hissi de
olabiliyor. Fasikülasyon denilen kaslarda atmalar da hastaları endişelendiren
bir başka belirti. Fasikülasyon aslında normal kişilerde de yorulunca olabilen
bir durum fakat diğer bulgularla birlikte, özellikle de dilde olması tanı
koydurucu oluyor. Tüm bu belirtilerle birlikte öncelikle eller, sonra kollar
gibi vücuttaki tüm kaslar hareket yeteneğini yitirmeye ve incelmeye başlıyor.
Hasta yürüyememeye başlıyor ve bir süre sonra boynunu tutamaz hale geliyor. Son
olarak yüzdeki çiğneme kasları ve daha sonra da solunum kasları tutulduğunda bu
hastalar solunum yetmezliği de yaşıyor. Ancak iyi bir bakımla (Evde yoğun bakım
ortamı oluşturmak, tıbbi cihaz, kesintisiz güç kaynağı, havalı yatak, vs.) bu
hastalar hayatlarına uzun yıllar devam edebiliyorlar” dedi.
Daha çok
erkeklerde görünüyor
Hastalığın nedeninin tıp dünyası tarafından bulunmadığını
belirten Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Hale Gökmen “Bazı
çalışmalar hastalığın sigara içenlerde, kurşun zehirlenmesine maruz kalanlarda,
askerlerde daha sık olduğunu gösteriyor. Fakat şimdilik yüzde 5-10 kadarının
genetik olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla hastaların çoğunun aile öyküsü
yok. En sık 60-70 yaş arasında ve daha çok da erkeklerde görülüyor” şeklinde
konuştu.



YORUMLAR