Yeni Bir Ortadoğu Paktı'na ihtiyaç var
Reklam
Hacı Bilal Şen

Hacı Bilal Şen

Yeni Bir Ortadoğu Paktı'na ihtiyaç var

14 Ocak 2020 - 00:18

14 Ocak 1937 tarihinde yürürlüğe giren ve adını imzalandığı yer olan İran Şahı’nın Sadabat Sarayı'ndan alan Sadabat Paktı’nın(Ortadoğu Paktı) tarihi, şimdiye kadar az bilinen ve yeterince araştırılmamış bir konudur. Ortadoğu’da her gün yaşanan farklı gelişmeler, Sadabat Paktı gibi bölgesel grupların kurulmasının, faaliyetlerinin ve uluslararası ilişkiler üzerindeki etkilerinin araştırılması önem arz etmektedir.

Sadabat Paktı’nın İran, Afganistan, Irak ve Türkiye arasında imzalanmasının nedenleri vardı. Bu anlaşmaya Suriye’nin başta Hatay sorunu olmak üzere sınır anlaşmazlıkları nedeni ile katılmadığını söyleyebiliriz. Yakın doğu ülkelerini birbirine yakınlaştıran nedenler;

 -Güney komşuları ile temelleri 1921 – 1927 yıllarında imzalanan ikili anlaşmalarda atılmış olan dostane ilişkileri korumaya ve geliştirmeye çalışan Sovyetler Birliği’nin politikası

- Yakın ve Orta Doğu ülkelerini kendi imparatorluk çıkarlarının önemli bir alanı ve en büyük sömürgesi olan Hindistan’la kurduğu iletişim sisteminin gerekli bir halkası olarak gören ve bu bölgede kendi nüfuzunu korumaya ve pekiştirmeye çalışan İngiltere’nin politikası

-Yakın ve Orta Doğu ülkelerine yayılmaya, bu bölgede kendi nüfuzunu oluşturmaya ve pekiştirmeye, rakiplerinin pozisyonlarını zayıflatmaya, bu ülkelere ve komşu ülkelere ileride saldırmak için üs bölgeleri kurmaya çalışan Faşist devletlerinin – İtalya ve Almanya’nın politikası

-Büyük Devletlerin arasındaki çelişkilerin tehlikeli bir şekilde şiddetlenirken bağımsızlıklarının ve güvenliklerinin temellerini oluşturmak ve pekiştirmek amacıyla bölgesel işbirliğini yapmaya ve uluslararası arenada hareketlerini koordine etmeye çalışan Türkiye, İran, Afganistan ve bazı Arap ülkelerinin dış politikasındaki entegrasyon eğilimleri.

 Bununla birlikte Sovyetler Birliği’nde paktın kurulması belli bir ihtiyatla karşılanıyordu, belli koşullar altında anti-Sovyet bir oluşum niteliğini kazanabileceği olasılığı göz ardı edilmiyordu ve bu olasılıktan korkuluyordu. Bu kuşkuların nedenleri, Sadabat Paktı’nın bazı üyelerinin SSCB ile dostluk, uluslararası arenada işbirliği politikasından belli bir ölçüde sapması ve Orta Doğu Antantı’nın (Sadabat Paktı’nın bazen kullanılan diğer adı) bazı üyelerinin politikasının üzerine İngiltere ve Almanya’nın etkisinin artmasıydı. İngiliz hükümeti başlarda Yakın Doğu Paktı’nı “faydasız” ve “gereksiz” görerek bu projeyi sıcak karşılamamıştır. Paktın fikir öncülerinin en başta düşündükleri, hem İngiltere’yi hem de Sovyetler Birliği’ni pakta katılmaya davet etme planlarına, Londra, özellikle itiraz etmiştir. Bundan sonra, Yakın Doğu Paktı’nın olası üyeleri listesi değiştikçe ve İngiltere’nin paktın kurulması süreci üzerindeki, özellikle Irak ve Türkiye aracılığıyla sağladığı etkisi arttıkça, İngiliz hükümetinin ona karşı tutumu olumluya dönüştü ve Sadabat Paktı’nın hazırlanmasının son aşamasında İngiliz diplomasisi onun organizatörlerinin çabalarını doğrudan desteklemiştir.

 Ortadoğu'da ki sömürge hareketine karşı pakta imza atan ülkeler ‘birbirlerinin çıkarlarının zedelenmemesi ve korunması suretiyle ortak ve birlikte hareket etme' sözü verdiler. Sadabad Paktı'na imza atan ülkelerin aldıkları kararlar arasında birinci maddede; taraflar birbirlerinin içişlerine karışmayacaklar, ikinci maddede; ortak sınırların dokunulmazlığına saygı gösterilecek, üçüncü maddede; ortak çıkarların söz konusu olduğu uluslararası uyuşmazlıklarda birbirlerine danışacakları, dördüncü maddede; birbirine karşı ne tek başlarına ne de başka devletlerle birlikte saldırıya geçemeyecekleri belirlenmiştir.

Sadabad Paktı'nın en önemli maddesi yedinci maddede ise,  kendi sınırları içinde öteki tarafın kurumlarını yıkmak, düzen ve güvenliğini sarsmak ya da hükümet rejimini bozmak amacıyla silahlı çeteler, gruplar ya da örgütlerin kurulmasını ve onların eyleme geçmelerini engellemek yer alıyordu.

Pakt yürürlüğe girdikten kısa bir süre sonra II. Dünya Savaşı başladı. Savaşla birlikte paktın yürürlüğü askıya alındı. Son bakanlar konseyi 1939’da yapıldı. Genel sekreterlik kurumunun, konsey başkanına bağlı olarak her yıl değişmesi düşünüldüğünden ve bir merkezle müstakil personeli bulunmadığından fiilen yürürlüğü durmuş oldu. Sâdâbâd Paktı’nın II. Dünya Savaşı’nın ardından tekrar yürürlüğe girmesi düşünüldüyse de yalnız hukukî varlığı 1979’da İran’daki yeni rejim tarafından feshedildiği ima edilinceye kadar devam etti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra yine Batılı ülkelerin teşvik ve desteğiyle Bağdat Paktı imzalandı (1955) ve bu defa Afganistan’ın yerini Pakistan aldı.

Ortadoğu’da hiçbir şey değişmedi. Emperyalist devler arasına ABD ‘de katıldı. Geçen hafta yaşanan gerilim dünyanın yüreğini ağzına getirdi. Ortadoğu’da yeni bir Sadabat Paktı’na ihtiyaç vardır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar