Kahramanmaraş'ta tam bir başıboşluk var!
Zeki Demir

Zeki Demir

Kahramanmaraş'ta tam bir başıboşluk var!

08 Eylül 2023 - 18:10

Deva Parti Kahramanmaraş Milletvekili Uzm. Dr. İrfan Karatutlu, Kahramanmaraşlı basın mensuplarıyla bir araya gelerek asrın felaketi olarak nitelendirilen ve dünya literatürüne geçen 6 Şubat depremini ve kentin geldiği son durumu değerlendirdi. Konuşmasında öyle önemli noktaların altını çizdi ki, işin uzmanından duyduğumuz her mevzu kent için, içinde yaşayan Kahramanmaraşlılar için endişe vericiydi.

Bu endişe verici meselelerin tepe noktasında sağlık var elbette. Zira memlekete 3 aydır il sağlık müdürü atanamadı. Bizler basın mensupları olarak her ne kadar işin içerisinde yer alsak da, sektör mensupları kadar işin içerisinde değiliz elbette. O yüzden Uzm. Dr. İrfan Karatutlu’nun söyledikleri daha da önemli. Karatutlu, 6 Şubat depremi sonrasında kentin sağlık sektörünün neredeyse çöktüğünü, iki özel hastane ve iki devlet hastanesinin devre dışı kaldığını, özellikle merkezde aylardır hastaların alt alta üst üste istiflenerek poliklinik yapılmaya çalışıldığını söylüyor. Karatutlu’ya göre yedi ayda poliklinik açısından birçok mesafe kat edilebilirdi. Ancak hükümet yetkilileri 3 aydır Kahramanmaraş'a sağlık müdürü bile atayamadı. Bu da aslında cevaplandırılması gereken bir soru ve üzerinde özenle durulması icap eden bir konu? Neden kente bir sağlık müdürü atanamadı hakikaten? Bu memleketin sağlık sektörüne hizmet eden hiç mi evladı yoktu? Halbuki olduğunu bizler çok iyi biliyoruz. Kahramanmaraş da biliyor da neyse.

Bizler gazeteciler olarak Necip Fazıl Şehir Hastanesi yapılırken, oranın tartışmalı geçmişini yakinen biliyoruz. Ancak bir Uzman Doktor olarak Karatutlu’nun dikkat çektiği nokta bir kez daha içimizi yaktı. Çünkü Necip Fazıl Hastanesi'nde yapılan yanlış gibi, yani sağlığın merkezinin götürülüp de bir fay hattı üzerine inşa edilmesi gibi, benzer bir yanlış da Önsen bölgesine yapılacak yeni hastaneyle tekrarlanacak. Zaten depremde canımız hiçe sayıldı, halen sağlığımızla birlikte canımız hiçe sayılmaya devam ediyor. Karatutlu “Sağlık sektörü siyasetçi ve sendikacıların elinde bir oyuncak olmuştur” derken “Haksız sayılmaz” diye düşünmeden edemiyor insan. Bir kentin büyümesi ve gelişmesi için önce insanını önemsemesi gerekiyor bence. Zira Karatutlu’nun da dediği gibi, “Yörük Selim hastanesinin kuzeyinde yüzlerce dönüm askeri alan ve Aslan Bey parkı varken bir önceki hastane ve rantının bir benzeri Önsen’de devreye sokulmaya çalışılmaktadır. Soruyorum ben bu şehrin milletvekillerine 21 yıldır iktidardasınız, Niye Gaziantep büyüyor niye Gaziantep havaalanına uçuşlar bizimkinin on katı 20 katı niye Gaziantep'ten hızlı tren geçiyor da bizden geçmiyor niye depremden fazla etkilenmediği halde en büyük payı alabiliyor niye senin elindeki suyu dahi Gaziantep hiçbir bedel ödemeden alabiliyor.”

Toplantıda bir şey çok dikkatimi çekti. O da Karatutlu’nun soruları tamamen net, tamamen berrak bir şekilde yanıtlamasıydı. Her soruya verecek bir cevabı vardı. Çünkü kente ve kentin sorunlarına hakimdi. O yüzden söylediği her şey kayda değer ve dikkate alınması gereken şeylerdi kanımca. Mesela üzerinde durduğu bir nokta da 6 Şubat depremiyle ilgili bütün bu ihmalkârlığa sebebiyet veren yetkililere hukuki anlamda hesap sorulmasıyla ilgiliydi. Bunun olması gerektiğini söylemek için bir doktor yahut muhalif bir milletvekili olmak da gerekmiyor gerçi de. Akıl baliğ her insanın olması gerektiğini söyleyeceği şey budur diye düşünüyorum. Bu konuda Karatutlu kamuoyunun içine su serpecek bir cümle kullandı toplantıda ve dedi ki, “Bütün bu büyük sorumluluğu üç beş müteahhidin üzerine yıkarak kaçmaya çalışan yetkililerin ve sorumluların peşini bırakmayacağımızı bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz.”

Hasar tespitlerindeki sıkıntılara ve kırsaldaki tapusuz yerlerin durumundaki belirsizlikler de yine Karatutlu’nun gündem maddelerinden biriydi ki, Kahramanmaraşlı yüzlerce inşaat ve yapı denetim firmasının bir an önce bu izinlerin verilmesini beklediğini söylüyor. İzinler bir an verilmeli ki, hızlıca adımlar atılmalı ve yol kat edilmeli. Aksi halde yerimizde bile saymıyor, geriye gidiyor ve Karatutlu’nun dediği gibi komşu şehirler şahlanırken biz sadece arkalarından mendil sallamaya devam ediyoruz.

Karatutlu, kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yöneticilerin seçim öncesi vatandaşı oyaladığının ve koordinasyon eksikliği nedeniyle yaptıkları eylemlerin göz boyamaktan öteye geçmediğinin özellikle altını çizdi. Özellikle deprem sonrası Kahramanmaraş’ın imar, ruhsat, deprem konutları, ağır hasarlı binaların yıkımı ve enkazların kaldırılması, eğitim, sağlık, esnafların vergi yükü, sanayicilerin destek ve teşvik sıkıntısı, göç, toplumsal travmalar gibi Kahramanmaraş’ın yığınla sorunu olduğunu söyledi. Ancak bu kadar soruna rağmen idarecilerin sorunları çözmek yerine, öteleme ve oyalama yöntemine başvurduğunu, depremdeki ihmalkarlığa ve yaşanan can kayıplarında sorumluluğu bulunanlardan hesap soracaklarını söyledi.

Ateş elbette düştüğü yeri yakar ancak sadece ateşin düştüğü yer olan Kahramanmaraş’ın değil bütün Türkiye’nin canını yakan depremin sorumlusu kim? Deprem tabii ki doğal afet, bunu biliyoruz. Ancak akıl ve fikir sahibi insanoğlu (!) bunun önlemini alıp tedbirli olamaz mıydı? Evet deprem bir doğal afet ama tedbirsizlikten yitirdiğimiz canlar Karatutlu’nun da dikkat çektiği üzere tamamen ihmal ve sorumluları pek tabi ki yöneticilerin ta kendisi. Tam da bu noktaya şu sözlerle dikkat çekiyor Karatutlu, “Kahramanmaraş'taki bu yetkililer on yıllardır depremin Kahramanmaraş'a geleceğini biliyordu. Bilim adamları söylüyorlardı, sivil toplum örgütleri söylüyorlardı, siyaset bu durumu devamlı dile getiriyordu. Devleti yönetmenin en önemli ayaklarından biri de sorun oluşmadan önce tedbir almaktır. Maalesef özellikle yerel yöneticiler ve bunları denetleyen valiler ve onların üzerindeki hükümet yetkilileri hep birlikte Kahramanmaraş'a bu depremin gelmesi için, büyük bir yıkım yapması için, yok etmesi için beklediler. Fay alanlarını imara, açtılar, bu bölgelere 8- 10- 16-17 kat imar izni verdiler. Bugün bölgedeki dört büyük il yok oluş sürecine girmiş, sanki yoğun bakımda yatan entübe bir hasta görünümünde... Bu sebeple vatandaşın mal ve can kaybında bu izni verenlerin hiçbir sorumluluğu olmayacak. Bütün bu ihmalkârlığı sebebiyet veren yetkililere müteselsil olarak hukuki anlamda hesap sorulmalıdır.”  Tabii hem bir gazeteci olarak hem de bu memleketin bir ferdi, bir depremzedesi olarak bizim için konuşmanın en can alıcı noktalarından biri de Karatutlu’nun bu büyük sorumluluğun üç beş müteahhidin üzerine yıkarak kaçmaya çalışan yetkili ve sorumluların peşini bırakmayacaklarını söylemesi oldu.

Burada yaptığımız bir partizanlık ya da adam kayırmaca değil elbette. Canlarımız gitti, mallarımız gitti, hayallerimiz ve anılarımız gömüldü bu memlekete hatta bölgeye. İnsanlarımız psikolojisini toplayamazken, dediğim gibi bizler hem bir gazeteci hem de bu memleketin birer evladı olarak bu düşüncelerin arkasında durmak zorundayız. Sorumlular cezasını çekmeli ki, yahut yeni hataların yapılmaması için yöneticilerin partizanlıkla savunulması yerine artısı ve eksisiyle hatalar kabul edilip adımlar ona göre atılmalı ki, doğup büyüdüğümüz memleketimiz, Kahramanmaraş’ımız daha ileri seviyelere yükselsin. Yoksa dediğim gibi ve Karatutlu’nun da altını çizdiği gibi, komşular şahlanıp dört nala koşarken bizler arkalarından ancak mendil sallarız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar