Sadece Bir Sesle, Deşifre Edilen Mesele
Reklam
Narin Demirci

Narin Demirci

Sadece Bir Sesle, Deşifre Edilen Mesele

23 Şubat 2026 - 04:33 - Güncelleme: 23 Şubat 2026 - 04:43

Yıllar önce Amerika’daki bir ilköğretim okulunda dokuz yaşındaki kız öğrencisinde cinsel olarak anormallik sezen bir öğretmen, durumu netleştirmek ve daha iyi anlamak için öğrencisiyle konuşuyor. Öğrenci hiçbir şey söylemiyor tabii. Küçük kız konuşmayınca öğretmeni durumu okul idaresine bildiriyor. Bu kez okul müdürü konuşmaya çalışıyor öğrenciyle. Ancak sonuç yine hüsran oluyor. Bir türlü konuşturamıyorlar kızı. Fakat kızın gerçekten cinsel olarak anormallik gösterdiği konusunda da hemfikirdirler. Sonra bir psikolog çağırıyorlar kızı konuşturması için. Lakin o da bu girişimden sonuç alamıyor ve ne yaparlarsa yapsınlar küçük kızı konuşturmayı başaramıyorlar. Sonunda profesyonel bir sorgulama görevlisini devreye sokuyorlar ve süreç şöyle gelişiyor.  

Sorgulama görevlisi küçük kızla konuşup “Evet cinsel bir anormallik var” diyor. Peki bu kanıya nasıl varıyor dersiniz? Dilerseniz bu kısmı direkt konuyu anlatan kişinin ağzından, onun ifadeleriyle yazayım… Şunları söylüyor konuyu aktaran kişi:

“Türk ismi verelim kıza. ‘Ayşe, bana sabahtan akşama kadar duyduğun sesleri anlatabilir misin?’ diyor ve dokuz yaşındaki kızla karşılıklı diyaloğa giriyor. Ayşe başlıyor anlatmaya. Diyor ki: “Sabah kalkıyorum, annemin sesi, bana ‘Günaydın’ diyor. Kalkıyorum, çay bardaklarının sesi, kahvaltı yapıyoruz, yukarı çıkıyorum, merdivenden iniyoruz, annem beni giydiriyor. Çıkıyorum, kapının sesi, dışarda çocukların sesi, servis geliyor, trafiğin sesi, okula geliyorum, öğrencilerin sesi. Hep akşama kadar devam ediyor, en son akşam oluyor, eve geliyorum, yemek yeniyor, yatma saati geliyor…” diyor. Ondan sonra sorgulama görevlisi, “Evet Ayşe anlat bakalım” diyor. Kız devam ediyor, “Annem beni alıyor, yukarıya götürüyor, annemin sesleri, bana iyi geceler diliyor, üzerimi örtüyor, kapıyı kapatıyor, annemin ayak sesleri aşağıya iniyor…” “Ondan sonra Ayşe?” diyor sorgulama yapan kişi. Ayşe sadece duyduğu sesleri anlatıyor, -buna dikkat edin sadece, başka bir şey istemiyor.- Ondan sonra Ayşe bir an duraklıyor, “Merdivende tekrar sesler; üvey babamın sesi, ayak sesleri geliyor. Kapı açılıyor, üvey babam geliyor, üvey babam örtümü açıyor, üvey babam yanıma yatıyor” diyor ve devam ediyor.”

Bu sorgulama diyaloğunu anlatan kişi, yıllar önce gazeteci Hulki Cevizoğlu’nun “Ceviz Kabuğu” programına konuk olmuş ve sorgulama konusunda FBI’da eğitim görmüş bir “Sorgulama Teknikleri Uzmanı”, pilot komiser Ahmet Kula. Tabii programın konusu, Türkiye’de karakollarda ya da başka mekanlarda sorgulamanın hangi bilimsel ölçülere göre yapıldığıydı. Olayı ister “İşi ehline vermek” olarak değerlendirin, isterseniz farklı noktalardan ele alın, birçok alanda ders niteliği taşıyan, örnek teşkil eden bir diyalog diye düşünüyorum. Ancak burada işin “polisiye” kısmından öte “iletişim” kısmına işaret etmek istiyorum biraz. Çok kişinin deneyip de başaramadığı “sorgulama” işini, bir kişi çıkıp da nasıl “taciz” konusuyla ilgili tek kelime dahi etmeden mevzuyu deşifre edebiliyor?

Hazreti Mevlâna, “Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir” diyor ya, bir bakış açısını değiştirmenin nelere muktedir olduğunu görüyoruz sanki bu olayda. Sadece bakış açısı da değil üstelik. Üslubun da sonuca giden yoldaki etkisi oldukça mühim. Soru soran yani iletişimde bulunan kişinin, karşısındaki insanı konuyla ilgili sıkıştırmadan başka şeylerden bahsediyorcasına rahatlık sağlaması da önemli bir husus.

Çünkü nasıl söylediğin, ne söylediğinden çok daha tesirlidir…

Ve bir şey daha…

Küçücük bir mimik, bir bakış, belli belirsiz bir hareket…

Bir ses, bir ses tonu ya da sessizlik…

Kale alınmayan detaylar insan denilen o küçük kâinatın sırrını ifşa eder, ruhunun derinliklerinde gizli olanları gün yüzüne çıkarır da kişinin kendisi bile bunun farkına varamaz vesselam…

Kalın sağlıcakla…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar