2023 Depreminin İkiz Kardeşi: 29 Kasım 1114 Maraş Depremi
Alper Eskikılıç

Alper Eskikılıç

2023 Depreminin İkiz Kardeşi: 29 Kasım 1114 Maraş Depremi

09 Şubat 2026 - 04:31

29 Kasım 1114’ün sabaha karşı en sessiz saatlerinde, Germanikeia’nın yani Maraş’ın halkı derin bir uykudaydı. Kimi evlerinde, kimi manastırlarda, kimi dar sokaklardaki kerpiç yuvalarında uykuya dalmıştı. O sabah hiç kimse, yeryüzünün altında bir güç biriktirdiğinin farkında değildi.

Aniden, uzaklardan gelen bir gürültü yükseldi. Bu sıradan bir sarsıntı sesi değildi; sanki yer patlıyordu. Derin bir inleme gibi süreç başlayan titreme, saniyeler içinde yoğun bir hiddete dönüşmüştü.

Yeryüzü, dağların, tepelerin ve tepelerin köklerini sarsacak kadar güçlü bir sarsıntıyla titriyordu.

Taşlar, duvarlar, kerpiç evler… Birbiri ardına devriliyordu.

1097’de Kral Baldwin de Boulogne (Selahattin Eyyubi’nin mağlup ettiği kral ) Kahramanmaraş’ı ele geçirir. Ve o dönemde Maraş fiilen Haçlı nüfuzu altında olsa da Ermeni prensliğine bağlıydı.

Bundan dolayı o yılları; Ermeni rahibi olan ve döneminin kronikçisi olarak yazan Urfalı Mateos, günlüğünde şöyle tarif eder; “Derin bir uykuya dalmışken aniden müthiş bir gürültü koptu. Yeryüzü şiddetle titredi, kayalar yarıldı ve tepeler çatladı; dağlarla tepeler sanki canlıymış gibi çınladı.”

Özellikle tepeler sanki canlıymış gibi çınladı cümlesi şiddetin boyutunu net anlatır.

O gece Maraş adeta bir kıyamet sahnesine dönüşmüştü. Surlar, şehir duvarları, kiliseler, evler hiçbiri sarsıntının önünde dayanamamıştı. Maraş’ın güneydoğusundaki dar sokaklarda uyuyan insanlar, yerin dalgalar gibi yükselip alçaldığını hissetti. Enkaz altında kalanların çığlıkları göğe yükseldi, ama cevapları yalnızca toz ve taş oldu.

Contemporary (çağdaş) kaynaklar, bu felaketin ölçeğini net bir şekilde aktarıyor. Modern tarih araştırmaları, depremin büyüklüğünü yaklaşık 7.4–7.7 arasına (moment magnitude) eşdeğer olarak tahmin eder; bu, bölgeyi yerle bir eden muazzam bir sarsıntıdır.

Urfalı Mateos’un anlatısına göre şehirde yaşayan yaklaşık 40.000 kişi o gece hayatını kaybetti. Bu rakam dönemin toplam nüfusunun çok üzerinde görünse de, çağdaş kronikler bunu geniş yıkımı ve büyük kaybı ifade eden ortak bir değerlendirme olarak aktarır. Michael the Syrian benzer şekilde Maraş’ı “kendisinin halkına mezar olmuş bir şehir” olarak nitelendirir.

Depremin etkileri yalnızca Maraş ile sınırlı kalmadı. O sabahın sarsıntısı, çevredeki birçok yerleşimde de hissedildi; bazı bölgelerde ciddi yıkımlar yaşandı.

Elbistan, Sis (Kozan), Misis, Keysun (Göksun), Samsat (Adıyaman) , Hısn-ı Mansûr (Adıyaman), Raban (Gaziantep) ,Urfa, Antakya, Harran , Halep, Azez, İdlib vs.

Bu geniş coğrafyada büyük hasar meydana geldi. Urfa’nın surlarının 13 kulesinin yıkılması ve Harran surunun bir bölümünün çökmesi, sarsıntının uzak mesafelere kadar ulaştığını göstermektedir.

Batılı kronikler, özellikle Walter the Chancellor ve Fulcher of Chartres, Maraş ve çevresindeki evlerin, şehir duvarlarının hatta kırsal yerleşimlerin bile çöktüğünü, insanların dışarıya çadırlar kurarak barınmaya çalıştığını yazarlar.

İslam tarihçileri de depremi kaydetmişlerdir. İbnü’l-Kalânisî ve İbnü’l-Athîr gibi isimler, Şam, Harran ve çevresindeki yerleşimlerde duyulan sarsıntıdan, insanların korku içinde kaldığından ve yıkımın geniş bölgeye yayıldığından bahsederler.

(İlginçtir avrupalılar kaynaklarda Maraş’tan daha çok Hatay üzerinde durmuşlar. Aynı şekilde İslam tarihçileri de Hatay’a ayrıca bir başlık atfetmişler.

Kanımca bunun 2 sebebi olabilir, birincisi Hatay’ın hem İslam hem Hristiyanlık açısından önemli olması. İkincisi ise 2023 depreminde olduğu gibi Hatay’ın Kahramanmaraş’a göre daha çok yıkılması.)

Deprem bitmişti, ama gece boyunca devam eden artçı sarsıntılar insanları uykusuz bıraktı. Çökmüş duvarlar, açılan derin yarıklar ve karanlık gökyüzü altında herkesin aklında aynı düşünce vardı: hayatta kalan yok mu? Fakat yanıt çok azdı; o gece Maraş’ın büyük çoğunluğu toprağın altına gömülmüştü.

Sabahın ilk ışıklarında Maraş’ta artık eski Maraş yoktu; yerine yalnızca harabe yığınları, paramparça yapılar ve çaresiz insanlar kalmıştı. Deprem, şehrin tarihini bir anda silip süpürmüştü. İnsanlar, enkaz arasında birbirlerini ararken, el yordamıyla yürümeye çalışırken, ayakta kalan birkaç duvarın gölgesinde birbirlerine sarılıyorlardı.

Bu felaketin ardından bölge uzun yıllar toparlanamadı. Kentin stratejik önemi, Haçlı prensliği idaresi altında da azaldı; ticaret durmuş, savunma zayıflamıştı. Tarihçiler bu depremi sadece büyük bir doğa olayı olarak değil, insanlığın yaşadığı en büyük kentsel felaketlerden biri olarak kaydetmiştir.

 

Kahramanmaraş Birlik Platform Araştırmaları

Yararlanılan Kaynaklar:
Chronicle of Michael the Great, Patriarch of the Syrians
https://archive.org/details/ChronicleOfMichaelTheGreatPatriarchOfTheSyrians/mode/2up

The Chronicle of Matthew of Edessa
https://archive.org/details/ChronicleMatthewEdessa

Historia hierosolymitana (History of Jerusalem)
https://archive.org/details/lewis_e_138

Walter the Chancellor
https://theconversation.com/buildings-tumbling-survivors-living-in-tents-medieval-descriptions-of-an-1114-ce-earthquake-in-present-day-turkey-and-syria-feel-eerily-familiar-199866

Earthquakes in the Mediterranean and Middle East
https://archive.org/details/earthquakesinmed0000ambr

Saygılarımla,
Alper ESKİKILIÇ
KMBP GRUP YÖNETİCİSİ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar