Elbistan'da Kırılan Ok: İstila Selini Durduran Memlük Seddi -...
Alper Eskikılıç

Alper Eskikılıç

Elbistan'da Kırılan Ok: İstila Selini Durduran Memlük Seddi - M.S. 1277

05 Nisan 2026 - 14:44

1277 yılına gelindiğinde Maraş, artık kendi başına huzurlu bir şehir olmaktan çıkmıştı. Burası, Anadolu’nun güney kapısında duran, kuzeyden gelen orduyla güneyden yükselen devletin birbirini ilk yokladığı, ilk tarttığı, ilk tehdit ettiği yerlerden biriydi. Şehir, yıllardır sarsıntı içindeydi. Selçuklu otoritesi zayıflamış, çevredeki Türkmen hareketliliği artmış, 1258’de Kilikya Ermenileri Maraş’ı ele geçirmiş, ardından Moğol nüfuzu bölgeye daha sert biçimde yerleşmişti. Yani Baybars’ın seferi başladığında Maraş zaten yorgun, tedirgin ve siyaseten kırılgan bir coğrafyaydı. Bu savaş, sağlam bir düzenin ortasında patlamamış bilakis çatlamış bir dünyanın üzerine gelmişti.

İşte bu ortamda Memlük Sultanı Baybars, Anadolu’ya doğru yürüdü. Onun gelişi, sıradan bir hükümdarın ilerleyişi gibi algılanmıyordu. Baybars o tarihte yalnızca Mısır ve Suriye’nin sultanı değil, Moğol ilerleyişine karşı ayakta kalabilmiş en sert askeri iradelerden biriydi. Daha önce Moğolları durdurmuş, Haçlı kalelerine darbeler indirmiş, sınır savaşlarını psikolojik üstünlüğe çevirmeyi bilen bir komutandı. Bu yüzden onun kuzeye hareket etmesi, Maraş ve Elbistan hattında yaşayanlar için yalnızca ordu geliyor anlamına gelmiyordu aslında büyük hesaplaşma geliyor demekti.

Savaşın asıl düğümü 15 Nisan 1277’de Elbistan Ovası’nda çözüldü. Burası tesadüfi bir savaş alanı değildi. Elbistan havzası, Maraş’ın güvenliği ve bölgesel hakimiyet için kilit konumdaydı. Bu ovayı elinde tutan güç Maraş’a giden hattı da baskı altında tutabilirdi. Baybars’ın ordusu burada Moğol-İlhanlı kuvvetleriyle çarpıştı. Kaynakların ortak gösterdiği kadarıyla savaş kolay kazanılmış bir zafer değildi. Hatta ilk anlarda Memlük saflarında ciddi bir sarsılma yaşanmıştı. Baybars’ın kendi sözleri olarak aktarılan ifadeler, savaşın dışarıdan göründüğü kadar rahat geçmediğini gösteriyordu, özellikle okuduğum bazı kaynaklarda gördüğüm kadarıyla; Sol kanadın ciddi baskı yediği ve Moğol hücumunun Memlük düzenini sarstığı anlaşılıyordu.

Moğol savaş tarzı aynı biz Türklerde ki gibi sadece kılıç çarpışması değil  psikolojik yıkım da oluşturuyor. Hızlı hücum, sahte geri çekilme, ani kanat baskısı, ok yağmuru ve çözülme anını kollayan darbeler… Elbistan’daki çarpışmada da bu askeri karakter hissedilmişti. Baybars’ın ordusunun bir kısmı baskı altında kalınca savaş kısa süreliğine tehlikeli bir dengeye girdi. Fakat Memlük ordusunun farkı, yalnızca cesareti değil; merkezi komuta disiplini ve ağır süvariyle karşı baskı kurabilme kabiliyetiydi. Baybars’ın bizzat müdahale ettiği, hattı toparladığı ve özellikle bozulan kanadı destekleterek savaşı çevirdiği kaynaklarda aktarılıyor. Bu noktadan sonra Moğol düzeni kırılmaya başladı. Bazı birliklerin geri çekilmek yerine mevziye tutunup sonuna kadar dövüştüğü, hatta çevrilince attan inip yaya savaşarak öldüğü anlatılır. Bu detay, savaşın ne kadar sert geçtiğini gösteriyor.

İşte Maraş için sarsıcı olan da tam burasıydı. Çünkü böyle savaşların etkisi yalnızca savaş meydanında kalmaz. Elbistan’da Moğol düzeni çökerken, Maraş’ta insanlar muhtemelen aynı soruyu düşünüyordu; Şimdi kim gelecek? Sınır şehirleri için zafer haberi her zaman rahatlatıcı değildir. Bazen bir ordunun kazanması, hemen arkasından başka bir ordunun, başka bir tahsilatın, başka bir intikamın gelmesi demektir. Maraş halkı için asıl korku, orduların çarpışmasından çok, o çarpışmanın şehir hayatına nasıl döneceğiydi. Halep yolunun güvenliği, tahılın fiyatı, kervanların hareketi, köylerin korunması, vergiyi kimin toplayacağı, kimin hangi tarafla suçlanacağı…

Ortaçağ sınır şehirlerinde savaş, en çok günlük hayatı paramparça ederdi.

Baybars’ın zaferden sonra Kayseri’ye kadar ilerlemesi, savaşın ne kadar büyük bir psikolojik etkisi olduğunu da gösterir. Bu, sadece bir muharebe kazanmak değildir değerli Hazirun.

Anadolu içlerine Moğollar yenilebilir mesajı vermektir!. Fakat tarih burada dramatik bir terslik barındırır, böylesine parlak bir zafer bile Maraş’a kalıcı bir emniyet getirmemiştir. Çünkü Moğol-İlhanlı gücü tek bir darbeyle Anadolu’dan silinemeyecek kadar güçlü bir askeri yapıdaydı. Aksine, bu yenilgi sonrası bölge daha hassas, daha kırılgan ve daha intikama açık bir sınır hattına dönüştü. Baybars bile zafer sarhoşluğuna kapılmamıştı, ona atfedilen sözlerde, Moğol saldırısının kendi ordusunu ne kadar zorladığını kabul eden temkinli bir ton vardır. Bu da bize şunu gösterir. Elbistan zaferi büyük bir başarıydı, ama aynı zamanda uçurumun kenarında kazanılmış bir başarıydı.

KAHRAMANMARAŞ BİRLİK PLATFORMU ARAŞTIRMALARI

Yararlanılan Kaynaklar
Reuven Amitai-Preiss - Mongols and Mamluks: The Mamluk-Īlkhānid War, 1260- 1281 ambridge University Press, 1995.

https://assets.cambridge.org/052146/2266/sample/0521462266WS.pdf

Peter Jackson - The Mongols and the Islamic World: From Conquest to Conversion Yale University Press, 2017.

https://paxmongolica.org/wp-content/uploads/2019/05/peter-jackson-the-mongols-and-the-islamic-world-from-conquest-to-conversion-yale-university-press-2017-pdf.pdf

Jacob G. Ghazarian - The Armenian Kingdom in Cilicia During the Crusades: The Integration of Cilician Armenians with the Latins, 1080 -1393  RoutledgeCurzon, 2000.

https://dokumen.pub/the-armenian-kingdom-in-cilicia-during-the-crusades-the-integration-of-cilician-armenians-with-the-latins-1080-1393-0700714189.html

Claude Cahen - Pre-Ottoman Turkey: A General Survey of the Material and Spiritual Culture and History c. 1071 -1330  Sidgwick & Jackson, 1968.

https://ia800505.us.archive.org/31/items/cahen.-1968-pre-ottoman-turkey/Cahen.1968%20preOttomanTurkey.pdf

Saygılarımla,
Alper ESKİKILIÇ
KMBP GRUP YÖNETİCİSİ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar