Malazgirt'ten Önce Fırtına: Selçuklu Akınlarının Maraş...
Alper Eskikılıç

Alper Eskikılıç

Malazgirt'ten Önce Fırtına: Selçuklu Akınlarının Maraş Kapılarına Dayandığı Yıllar - M.S. 1068

09 Mart 2026 - 05:31

İnsanlar Anadolu’ya ilk Türk akınlarının 1071’de olduğu algısına genelde kapılırlar.

Fakat bu yanlıştır. Türkler 1071’den önce Anadolu’ya akınlar düzenlemiş hatta 1068’de Maraş hattına kadar gelmişlerdi.

11.yüzyılın ortalarında Maraş, yani o zamanki adıyla Germanikeia ya da Mar‘aş, sıradan bir sınır şehri değildi. Burası Bizans’ın doğu savunma zincirinin önemli halkalarından biriydi. Antakya’dan gelen askeri yol burada düğümlenir, Amanos geçitleri buradan kontrol edilir, Malatya hattına uzanan savunma sistemi buradan beslenirdi. Yani Maraş düşerse kapı aralanırdı. Bizans bunu çok iyi biliyordu.

1060’lı yıllara gelindiğinde doğudan yeni bir güç sert şekilde hissedilmeye başlamıştı. Büyük Selçuklular. Sultan Alp Arslan döneminde artık küçük çaplı sınır baskınları değil, sistemli ve derin akınlar yapılmaya başlanmıştı. Amaç bir şehri alıp içinde oturmak değildi. Amaç Bizans’ın doğu savunmasını çökertmekti. Köyleri vurmak, ticaret yollarını kesmek, halkı korkutup surların içine hapsetmek, askeri sistemi yormaktı.

Bizans tahtında o sırada Romanos IV Diogenes vardı. Tahta çıktığında karşılaştığı en büyük sorun doğu sınırındaki bu çözülmeydi. 1068’de bizzat Anadolu’ya sefere çıktı. Çünkü Selçuklu süvarileri artık Kapadokya’ya kadar inmişti ve sınır şehirleri ciddi tehdit altındaydı. Bu tehdit hattının içinde Maraş da vardı.

Bizans tarihçisi Michael Attaleiates imparatorun seferlerini anlatırken, Türk akınlarının Anadolu içlerine kadar ulaştığını ve doğu şehirlerinin savunmada zorlandığını açıkça yazar. Ermeni tarihçi Matthew of Edessa yani sizlerin bildiği adı ile Urfalı Mateos ise Türkmen akıncılarının köyleri boşalttığını, halkın kalelere sığındığını ve kırsalın ciddi zarar gördüğünü anlatır. Onun satırlarında Fırat ile Amanos arasındaki şehirlerin sürekli baskı altında olduğu görülür. Maraş tam da bu hattın ortasındaydı.

O yıllarda Maraş’ta hayatın nasıl değiştiğini tahmin etmek zor değil. Şehir surlarının dışındaki bağlar, tarlalar, küçük yerleşimler artık güvenli değildi. Köylüler mallarını bırakıp sur içlerine sığınıyordu. Garnizon kulelerde nöbeti artırmıştı. Erzak depoları korunuyor, kapılar sıkı tutuluyordu. Ama Selçuklular uzun kuşatma makineleriyle gelmiyordu. Aylar süren abluka kurmuyorlardı. Hızlı girip çıkıyor, vurup çekiliyor, ekonomiyi ve morali yıpratıyorlardı. Bu yöntem Bizans’ı askeri olarak değil, sistem olarak zayıflatıyordu. Gerilla savaşı diye tabir edilen bu taktik devletleri yormak için birebirdi.

1069 ve 1070’te de akınlar sürdü. Romanos IV birkaç kez karşı harekat düzenledi ama ordusunda Frank paralı askerler, Ermeni birlikler ve merkez kuvvetler arasında ciddi uyumsuzluk vardı.

Zaten asıl kral ölünce kraliçenin isteği ile evlenmiş, sadece bir komutanken kendini Bizans imparatoru  olarak bulmuştu.

Selçuklu tarafı ise hafif süvari hareketliliği sayesinde coğrafyaya daha iyi uyum sağlıyordu. Anadolu artık tek taraflı Bizans kontrolünde değildi. Maraş düşmemişti ama artık eski güvenli sınır kalesi de değildi.

1071’e gelen kadar durumlar Bizans için pekte iyi gitmedi. Doğu savunma zinciri yıpranmış, kırsal ekonomi çökmüş, halkın güven duygusu sarsılmıştı. Malazgirt’te Romanos IV esir düşünce aslında çöken bir anda yıkılmadı; yıllardır çatırdayan yapı tamamen dağıldı. Maraş da bu çözülmenin doğal sonucu olarak kısa sürede Selçuklu nüfuz alanına girdi ki onu siz değerli hazirun’a başka bir zaman anlatacağım.

Şimdi bazılarınızın aklına takılan en net soruya açık cevap verelim. 1071’den önce Türkler Maraş’a saldırdı mı? Evet. 1060’lı yıllarda Selçuklu akınları Maraş hattına kadar ulaştı ve bölgeyi askeri ve ekonomik olarak sarstı. Bunu hem Attaleiates hem Matthew of Edessa açık biçimde yazar. Ancak 1071’den önce Maraş’ın kalıcı ve kesin bir fetihle Selçuklu idaresine geçtiğine dair açık bir birincil kayıt yoktur. Yani baskı ve akın var, ama kalıcı siyasi hakimiyet Malazgirt sonrasıdır.

Kahramanmaraş Birlik Platform Araştırmaları

Yararlanılan Kaynaklar:

Michael Attaleiates, Historia  (Weber -1853);

https://openlibrary.org/books/OL16360340M/Michaelis_Attaliotae_historia

Matthew of Edessa, Chronicle;

https://archive.org/details/ChronicleMatthewEdessa

John Skylitzes, Synopsis Historion;

https://archive.org/details/skylitzes-byzantium-811-1057

Claude Cahen, Pre-Ottoman Turkey;

https://ia800505.us.archive.org/31/items/cahen.-1968-pre-ottoman-turkey/Cahen.1968%20preOttomanTurkey.pdf

Warren Treadgold, A History of the Byzantine State and Society ;

https://archive.org/details/historyofbyzanti0000trea

 

Saygılarımla

Alper ESKİKILIÇ

KMBP GRUP YÖNETİCİSİ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar